Düşünürken…
Ağlatan yorumlar ve bu ülkeyi sevenler…
Sevgili dostum, “Memleketimize olan borcumuzu ödeyelim” başlıklı yazımdan sonra çok düşündüm; memleket sadece Bingöl mü diye. Sonra gelen yorumlar, memleketin sadece Bingöl olmadığını bana bir kez daha hatırlattı. Ben, bu toprakları seviyorum, benim en büyük aşkım bu topraklar. Daha önce de bir yazımda belirtmiştim; bu ülkenin 81 vilayetinden 79’unu, binlerce ilçesinin herhalde en az yüzde 90’ını, köylerinin yüzde 20’ye yakınını gezdim. Bu topraklar üzerinde yaşayan, nefes alan bu toprakların insanlarını çok iyi tanıdığımı söyleyebilirim.
Bu topraklarda yaşayanların hepsi kardeşim
Ben gezdiğim her yerin insanıyım. Ben Vanlıyım, ben Diyarbakırlıyım, ben İzmirliyim, Trabzonluyum, Rizeliyim, Antalyalıyım, Aydınlıyım, Muğlalıyım, Ankaralıyım, Kırıkkaleli, Edirneli, Kırklarelili, Kastamonulu, Kırşehirli, Amasyalı, Çorumlu, Aksaraylı, Niğdeli, Mersinli, Hataylı, Osmaniyeli, Malatyalı, Adıyamanlı ve Adanalıyım… Elbette sayamadığım diğer iller de benim memleketim, bu topraklarda doğan, nefes alan herkes benim hemşerim, kardeşim…
Bir kaşa, bir göze, bir selvi boya indirgediğim aşkım, hep bu topraklaradır. Hepsi bu toprakların insanlarınadır. Öncelikle bugüne kadar yazılarımı okuyup yorumlarını esirgemeyen tüm dostlarıma teşekkür ediyorum. Çünkü onların yorumlarından, fikirlerinden çok istifade ediyorum. Bu yazımda da bu can dostlarımın yorumlarını bir kez daha gözler önüne sermek istiyorum. Bana bunu hatırlatan ve bu yazıyı kaleme almamı sağlayan da, düşünce dünyamın gelişmesinde büyük katkısı olan, benim “ben” olmamı sağlayan Galip Boztoprak’tır. Kendisine şükran ve minnet borçluyum. Bana hakkını helal etmesini diliyorum, çünkü üzerimde çok hakkı var. Muhterem ağabeyimin yazıma yazdığı yorumu okurken inan, gözyaşlarımı tutamadım. Galip ağabeyimin yorumunu aynen alıyorum:
Galip Boztoprak ağabeyimin ağlatan yorumu
“Evet, en hakiki Bingöllü benim. Oysa ben Bingöl'de doğmadım. Ama olsun, yine de en hakiki Bingöllü benim. Ben Bingöl'e hiç gitmedim, Bingöl'ü hiç mi hiç bilmem. Ama ben yine de en hakiki Bingöllüyüm. Çünkü neden derseniz benim bir Ramazan Güntay'ım var. Köyden yarın gelmiş, tereyağ, kaymak yemiş, başı dik gururla köyünün, Bingöl'ümün havasını getirmiş, ömrü oldukça, nefesi yettikçe de bu havayı teneffüs ettirecek Ramazan Güntay'ım var. O sebepten ve de bu sebepten en hakiki Bingöllü benim. Eline, yüreğine sağlık benim can dostum, Bingöllüm.”
Sadece Galip ağabey değil, yorum yazan meslektaşlarım Saadet Önder ve Yeşim Yurdusev, Naciye hocam, Zeynep hocam, Sena hanım, Bahattin ve Halil kardeşlerim hepsinin de yüreği bu topraklara olan sevgiyle, aşkla atıyor, buna inanıyorum…
‘Bu, sadece Bingöllünün meselesi değil’
Bir zamanlar aynı gazetede birlikte çalıştığım Saadet Önder, güzel bir konuya da temas etmiş. Önder, yazıma yazdığı yorumda; “Bu sadece Bingöl'ün, Bingöllünün meselesi değil tabii ki, bütün doğu ve güneydoğu illerimizin kaderi geri bırakılmışlık... Her şeyi devletten beklemek doğru değil, herkes doğduğu, büyüdüğü, yetiştiği, ekmek yediği topraklara sahip çıksa, sorun olmayacak... Ama aslında o topraklar sadece orada doğanların ve yaşayanların, değil hepimizin... Hepimiz ülkemizin her karış toprağına sahip çıkmalıyız... Çıkmalıyız da, ben burada bir konuyu daha vurgulamak istiyorum: Acaba güzel yurdumuzun toprakları ne derece bizim... Şu anda gönlümüz ne kadar rahat olarak, bu ülke bizim diyebiliyoruz?..” diyor. Gerçekten, hepimiz yürekten, can-ü gönülden bu toprakları sahiplenseydik bu hale gelir miydik?
“Birlikte el ele bir şeylere başlamak gerekiyor”
Sevgili dostum, tıpkı Zeynep hocam gibi bu ülkenin çocuklarını eğitmek için yıllarını veren, bu toprakların her köşesini dolaşan, kar, kış, kıyamet demeden görevini aksatmadan sürdüren Naciye Yalçın hocamın satırlarını bir kez daha okuyalım mı?!
“Günümüzde büyük kentlerde yaşayanların çoğunluğu hep bir yerlerden göç etmiş insanlarla dolu ne yazık ki... Keşke doğduğumuz topraklarda istediğimiz yaşamı bulsaydık ve keşke hiç birimiz yüreğimizdeki buruk duyguyla, özlem çekerek bıraktığımız sevgililerimizi seyrek ziyaret etme çaresizliğini yaşamasaydık... Gelişmiş ülkelerde insanlar nesiller boyu doğdukları şehirlerde yaşarlar ve ölürler... Tatil amacıyla çıkarlar diğer yerlere... Zira yaşadıkları yerler onlara mutlu olacakları standardı vermektedir... Ülkemizde de böyle bir standardı yakalamak sanıyorum bizlere düşüyor... Ramazan Bey'in önerdiği gibi konuşmak değil eylem zamanı diyerek güzel ülkemizin her köşesinde yaşanılır ve mutlu olunur zihniyetine geleceğimiz ortamı yakalamak için birlikte, el ele bir şeylere başlamak gerekiyor…”
Evet, sevgili dostum, can dostlarımın yorumları biraz da duygularımın tercümanı oldu. İçimi dökmeme yardımcı oldular. Gerçekten artık el ele vermemiz gereken, bu topraklar üzerinde yaşayan insanların mutlu ve refah içinde yaşaması için gayret sarf etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum…
Haydi, el ele verelim ve hiçbir engele aldırmadan yolumuza devam edelim…
Ta ki, bu topraklarda yaşayan her ferdin yüzü gülene dek…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:55:48
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.