Senin gencin benim gencim
ben anayım, ben babayım!..
Sevgili dostum, senin de bildiğin gibi bu ülke 30 yıldır bir kardeş kavgasına sahne oluyor. Bugüne kadar binlerce gencimiz ya şehit düştü, ya da bir hiç uğruna can verdi… Otuz yıldır hiçbir kesimden ses çıkmıyordu… Nasıl çıksın ki, “ah” desen bir taraf, “vah” desen diğer tarafı karşına alıyordun...
Bu yüzden de analar, babalar, bacılar, kardeşler acılarını içlerine gömüp, kanlı gözyaşlarını yüreklerine akıttılar. Şimdi ise bir umut doğdu… Artık bu topraklardaki kardeş kavgası duracak, akan kanlar dinecek, kavganın yerini barış ve sevgi alacak diye umuyoruz…
ALLAH BENİ KÜRT YARATMIŞ
Dedim ya, sesler çıkmaya başladı artık… Bugün internet ortamında paylaşılan bir videoyu izledim… Doğulu bir hemşerim, “Ne yapayım kardeşim, Allah beni Kürt yaratmış… Yeter artık, bitsin bu ızdırap, dursun artık akan kan” diye feryat ediyordu… 53 yaşında olduğunu söyleyen bu vatandaşın feryadı yüreğimi dağladı inan…
Biliyorsun geçen hafta küçük yaşta kardeşlerine annelik yapmak zorunda kalan Berivan’ın feryadına kulak vermiştik… Kanın akmasına neden olanlara belalar yağdırıyordu… Buna sebep olan her kimse ben de Berivan’a katılıyor ve lanetler okuyorum…
Bütün bunların üzerine akşam televizyonun karşısına geçtim, kanalları dolaşırken zaman zaman dinlediğim TRT-6’da bir Türkçe türkü kulağıma takıldı. Hep Kürtçe türküler söylenen kanalda nedir bu diye dikkat kesildim.
SALIVERİN GELSİN BANA KUZUM
Nilüfer Akbal’ın konuğu olan bir sanatçımız, yanlış hatırlamıyorsam adı Ersin Yılmaz’dı, eğer yanlış hatırlamışsam kendisinden özür dilerim. Seslendirdiği türküde yine bu feryatlara yer veriyor, seslendiriyordu:
“Dağlar ben size küskünüm
Salıverin gelsin bana kuzum
Senin gencin benim gencim
Ben anayım, ben babayım”
Oğlunu şehit veren, yavrusunu yolunu-izini bilmediği dağlarda kurban veren bir ananın, bir babanın feryadıydı bu türkü… Her kim yazmışsa, her kim derlemişse, bugün gözyaşlarına boğulan binlerce annenin, babanın, kardeşin, bacının duygularına tercüman olduğuna eminim…
Yüreği kor ateşlerde yanan, bağrı, aldığı yaralarla delik deşik olan insanlarımız haykırıyor:
“Ne olur artık evlatlarımız kara toprağa düşmesin, yuvamızı kendilerinden mahrum bırakmasın… Durdurun akan kanı… Kavga yerine sevgiyi, saygıyı, kardeşliği hakim kılalım… Bu topraklar hepimizin, üzerinde kardeşçe yaşayalım… Kimse kimseyi hor görmesin, kendisine düşman bellemesin… Eğer bundan vazgeçmezsek asıl sevinen kendilerini perde arkasına gizleyen düşmanlarımız olur.”
BARIŞ VE KARDEŞLİK GELSİN ARTIK
Evet sevgili dostum!
Şimdi iş siyasilerde, bu devleti yönetenlerde… Kısır döngülerde kalmazlarsa, akl-ı selimle karşı karşıya gelip bu yaraya merhem ararlarsa akan kan durur… Ama, 200 yıldır olduğu gibi yine birbirlerine sırtlarını dönerlerse, “en doğrusu benim bildiğim” deyip havalara girerlerse olan bu millete olur… Anaların ve babaların gözyaşları sel olur yine…
Umarım bu sefer bizi yanıltırlar ve yaraları sararlar…
Barış ve kardeşlik, sevgi ve hoşgörü bu topraklara egemen olur…
Doğrusu da bu değil mi sevgili dostum?!..
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com