Düşün
Anadolu yollarında
4 bin kilometre…
Sevgili dostum, yine yazmaya uzunca bir süre ara verdim. Tabii bu durum patronumu da kızdırdı ve fırçasını attı. Haklı. Ne diyebilirim ki?!.. Bugün mübarek Ramazan ayının ilk günü. İftarımızı yaptık, çayımızı içtik, sigaramızı tellendirdik… Ve oturduk bilgisayarın başına… Sana bugün eşim ve iki kızımla birlikte yaptığım seyahatten söz edeceğim…
İstanbul’dan bir Pazar günü gece yarısı çıktık yola. İlk durağımız Tarsus’ta Ashab-ı Kehf Mağarası oldu. Torosların yamacındaki bu mübarek yere gittiğimizde hava çok sıcaktı. Fakat buna rağmen özellikle Suriye’den yüzlerce ziyaretçi geldiğini gözlemledik.
ISLAHİYE’DE SERİNLEDİK
Sonra Adana’ya geçtik. Oradaki dostlarımla hasbıhal ettik, sonra kuzenlerimin işyerini ziyaret edip Islahiye’ye doğru yola devam ettik. Akşamı Akınyolu Köyü’nde kuzenlerim, halazadelerimle geçirdik. Serin bir güney akşamı geçirdik. Kızlarımın yeni tanıştıkları kuzenleriyle kaynaşması beni de çok mutlu etti. Geceyi Islahi’ye Hacı Yusuf amcanın evinde geçirdikten sonra sabah erkenden Şanlıurfa’ya doğru yola devam ettik.
Şanlıurfa Öğretmenevi’nde sevgili arkadaşım Müslüm Abacı’nın girişimleriyle konuk olduk. Balıklı Göl ve Halilürrahman’ı ziyaret ettik, önündeki parkta oturup birer tost yedik. Daha sonra Hz. Eyyub Peygamber’in “sabır makamı”ni ziyaret ederek Yaradan’dan sabır niyaz ettik ve oradan da olmazsa olmazlardan biri olan “Sıra Gecesi”nde birbirinden güzel Urfa türküleriyle kulağımızın pasını sildik…
DÜNYANIN İLK ÜNİVERSİTESİ
Ertesi sabah erkenden yola çıkarak Harran’ı, harabelerini, dünyanın ilk üniversitesini ziyaret ettik ve yolculuğumuzu Mardin’e doğru sürdürdük. Mardin’e varmadan Hz. Eyyub Peygamber’in türbesini, İlyas Peygamber’in türbesini ziyaret ederek dualarımızı ettik. Mardin’de çok güzel bir yerde konakladık: Erdoba Konakları. Bizi ağırlamak için çırpınan işadamı Bülent Sümer, kendi aracını bize tahsis ederek beni ve ailemi Deyr’ül Zaferan Manastırı’nı ziyaret etmemizi sağladı.
Akşam da Kızıltepe Ovası’nda güneşin batışını izleyerek yemek yedikten sonra eşim ve kızlarım çarşıyı dolaşmaya çıktı. Ben de gazeteci dostlarım Kadir Üründü, Rıdvan Fidan ve Nezir Güneş’le oturup bol bol sohbet ettim. Ertesi sabah da Diyarbakır üzerinden Bingöl’ün Kiğı İlçesi’ne, yani memleketime gittim.
GÖZYAŞLARIMLA ISLATTIM
Bayram amcamla oturup sohbet ettim. Ertesi sabah da olmazsa olmazlarımdan birini daha gerçekleştirip köyüme, Aysaklı (İnak) Köyü’ne gittim. Orada olan hemşerilerimle hasret giderip, eşim ve kızlarımla birlikte babam Bedri Güntay’ın kabrini ziyaret ettim. Dualarımızı okuyup, toprağını gözyaşlarımla ıslattıktan sonra da döndük. Elazığ’da Harput’u dolaştık, Malatya’da konakladık ve yola çıktığımızın 9’uncu günü İstanbul’a geri döndük.
Bu seyahatimde gözlemlediklerim de yüreğimi sızlattı. Dolaştığım yerlerde gördüklerim, dinlediklerim, gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında yansıtılmak istenenden çok çok farklı. İnsanlarımız geçim sıkıntısı içinde çırpınıyor. Onca yatırım yapılıyor ama istihdama yönelik tek bir adım atılmamış. Atmak isteyenlere de kolaylık ne yazık ki sağlanmıyor.
İPEK YOLU TAMAMLANMALI
Rahmetli Turgut Özal zamanında başlatılan ve İpek Yolu’nun canlandırılmasını öngören otoyol projesi Şanlıurfa’da tıkanıp kaldı. Buradaki iddialara göre Avrupa Birliği’nden sağlanan fonla inşaatı tamamlanması öngörülen yolun parasının bir kısmının Karadeniz Otoyolu’nun tamamlanmasına harcandığı yönünde. Bu konunun doğruluğunu bilmiyoruz ama bence araştırılması gereken bir konu.
Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakırlı işadamları bu otoyolun tamamlanmasıyla bölgenin kaderinin değişeceğine inanıyorlar. Böylece komşumuz olan Suriye, Irak ve İran ile ticaret canlanacak, bölgede iş imkânları çoğalacak. Ekonomi canlandıkça da bölgedeki terör de artık son bulacak. Bunu zaten yıllardır söylüyor ve yazıyoruz. Terör çoğunlukla da ekonomik sıkıntılar nedeniyle tırmanıyor…
BAL PAKETLEMESİ DURDU
Mesela bizim Kiğı’da “Bal Paketleme Tesisi” kurulması söz konusuydu. Bunu da bir kez bu köşe de dile getirmiştim. Ancak bu konu hala belirsizliğini koruyor. İl Tarım Müdürlüğü’nün vurdumduymazlığı ve “kraldan fazla kralcı” olması, milletvekillerimizin duyarsızlığı yüzünden bu tesis faaliyete geçemedi. Allah’dan Kiğılı gençler bu konunun hayata geçirilmesi için çalışmalarını sürdürüyorlar.
Milletvekillerimiz, Anayasa paketi için destek isterken bu konuyu da göz ardı etmemeliler bence… Eğer bu tesis 12 Eylül’den önce faaliyete geçerse Kiğı ve köylerinden “evet” oylarının fazlasıyla çıkacağına eminim… Ama bu konuda kıllarını kıpırdatmazlarsa fazla da destek beklemesinler bence…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:39:01
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.