Düşün

 

Bal Paketleme Tesisi ne oldu?

 

Sevgili dostum, yine uzun süredir yazamadım. Ailede kardeşimin geçirdiği kaza, ardından annemin rahatsızlığı ve bütün bunların üstüne benim yorgunluğum eklenince bir türlü fırsat bulup bilgisayarımın başına geçemedim.

Geçtiğimiz günlerde Bingöl Yardımlaşma Derneği’nin gecesine katıldım. Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, milletvekillerimiz Yusuf Coşkun ve Kazım Ataoğlu ile Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu ve Belediye Başkanı Serdar Atalay da oradaydı. Hepsi de yaptıkları konuşmalarda, Bingöl dışında olan iş adamlarımızı yatırıma çağırıyor ve her türlü kolaylığın sağlanacağını söylüyordu.

 

YATIRIMA GELENLERİ KAÇIRTTIK

 

İçimden güldüm ve “Yatırım yapmak isteyenlere zamanında el uzatılmadı, orada olup da bir şeyler yapmak isteyenlere fırsat verilmedi. Şimdi kim gelir” diye sormaktan kendimi alamadım. Çok değil, bundan 5-6 yıl önce, sayın Tamer Ersoy vali iken Bingöl’de tekstil fabrikası kurmak isteyen bir hemşerimizin yaşadıkları anlatılır dururdu. Adamcağız bırakın tesis kurmayı, oraya götürdüğü makinelerini bile zorlukla geri getirebilmişti. Bir de geçtiğimiz yaz değil Kiğı’ya gittiğimde yaşadıklarım aklıma geldi.

Sevgili dostum biliyorsun 57 yaşımı sürüyorum. Bu kadar yıllık hayatımda Bingöl’ün Kiğı İlçesi’ne, “adam gibi adam” diyebileceğimiz bir kaymakam geldi: Ercan Çiçek. O yoklukta, o imkânsızlıkta Kiğılı gençleri, işsizleri etrafına topladı ve bir şeyler yapmaya, o gençleri üretici haline getirmeye çalıştı. Tiyatro ekibi kurdu. Gösteriler sahneledi.

 

KİĞI’NIN YARASINA MERHEM

 

Sayın kaymakam, yoksulluk ve yoklukla mücadelede son demlerini yaşamakta olan Kiğı’ya adeta umut oldu. Bir proje hazırladı: Bal Paketleme Tesisi. O zaman hazırlanan fizibilite raporlarına göre tesis, 500 aileye ekmek kapısı olacaktı. Her aileyi en az 5 kişi kabul edersek 2 bin 500 kişinin karnı doyacak, işsizlik kıskacından kurtulacaktı. Sadece lafı bile Kiğı’nın canına can katmıştı. Ama ne hikmetse olmadı, oldurmadılar…

Sonunda iş mahkemelik oldu. Sonuçlanıp sonuçlanmadığını bilmiyorum ama bu tesisin kurulamamasıyla birlikte Kiğılıların da umutları söndü, bugüne kadar yaşadığı hayal kırıklıklarına bir yenisini daha eklemiş oldular. Bu olumsuzluk bir şeyler yapabilmenin heyecanını yaşayan gençlerimizi de olumsuz etkiledi.

 

KİĞI’NIN ÇEHRESİ DEĞİŞİRDİ

 

Ercan Çiçek gitti. Bir başka ilçemizi kalkındırmanın savaşını veriyor şimdi. Gitmesine inan çok üzüldüm. Babamın ölümünden sonra bir insan için bu kadar çok üzüleceğimi hiç düşünmemiştim. Eğer bir süre daha kalabilseydi eminim Kiğı’nın çehresi değişirdi. Kaymakam Çiçek bana rahmetli Vali Recep Yazıcıoğlu’nu hatırlattı.

Evet sevgili dostum gelelim bu tesisin başına gelenlere. Elazığ İdare Mahkemesi’ne ve Malatya Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan başvurulardan anladığım kadarıyla, tesis Kiğı Kaymakamlığı, Kız Meslek Lisesi olarak inşa edilen, ancak terör örgütünce yakılmasından sonra hayvan barınağı olarak kullanılan binayı Kiğı İlçesi Merkez ve Köyleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne bal paketleme tesisi olarak kullanılmak üzere tahsis edildi. Bingöl Valiliği de bu işleme “olur” verdi. Tarım Bakanlığı da bunu kabul etti ve gereğinin yapılması talimatını verdi. Baştan beri yapılan görüşmelerde, “tahsis belgesi”nin mülkiyet belgesi olarak kabul edildiği defalarca teyid edildi.

 

TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ NEYİN PEŞİNDE?

 

Hibe sözleşmesinin imzalanması ve projenin hayata geçirilmesi için Bingöl İl Tarım Müdürlüğü ile bir sözleşme imzalanması gerekiyordu. Ancak ne hikmetse müdürlük yetkilileri kooperatif yetkilileriyle bir türlü bir araya gelemedi. Her seferinde bir bahane bulundu. “İl müdürümüz müsait değil, il dışında” denildi, “Destekleme Şube Müdürü seminerde” denildi, “Daha vaktiniz var, niye acele ediyorsunuz” denildi…

Denildi oğlu denildi velhasıl…

Ve sonunda yasal sürenin son günü imzaya davet edildiler. O güne kadar tahsis belgesini “mülkiyet belgesi” olarak kabul eden yetkililer o gün “tapu” istedi. O güne kadar –ibraz edilen belgelere bakarak söylüyorum- tahsis belgesini mülkiyet belgesini kabul eden Bingöl İl Tarım Müdürlüğü o gün, “Mülkiyet belgeniz yok, sözleşme imzalayamayız” dedi ve kestirip attı. Bunu anlamak mümkün değil… Bunun altından kötü kokular geliyor ama ihtimal vermek istemiyoruz.

 

KİĞI’YI YOK ETMEK Mİ İSTİYORLAR?

 

Şimdi sormak gerek, Kiğı’nın resmi nüfusu 4-5 bin civarında. Terör nedeniyle boşalan köylerden gelen göçlerle bu rakam 8-10 civarına yükselmiş durumda. Kurulacak olan tesis sayesinde kafadan bir kere 2 bin 500 kişi iş sahibi olacak.

Bu tesisin ilçe ekonomisine getirisini ise varın siz hesaplayın. Yani anlayacağın, tesis sayesinde bu küçük ilçenin ekonomisi canlanacak ve birazcık olsun rahat bir nefes alacaktı ama aldırmadılar.

Şimdi diyeceksin ki, arkadaş orada kocaman bir baraj inşaatı var, ekonomiyi canlandırmaya yetmiyor mu? Yetmiyor arkadaş. Çünkü baraj inşaatında çalışanların ancak onda biri ilçe halkından. Baraj inşaatı tüm ihtiyaçlarını ise Elazığ’dan karşılıyor ve Kiğı ekonomisine tek bir kuruş katkısı olmuyor. Bütün bunların yanı sıra bu güzel ilçenin taşını, toprağını kullanıyor, 5 bin yıllık bir geçmişi olan kalesini 3-5 tane taş için yıkıp geçiyor…

Sanırım bunlar yüzlerce yıldır başaramadıklarını bu yolla başarmak ve Kiğı’yı tarihin tozlu sayfalarına gömmek istiyorlar. Ama boşuna heveslenmesinler, 5 bin yıldır tüm olumsuzluklara direnen ve hayatiyetini sürdüren Kiğı’yı kimse yok edemeyecektir…

Her şeye rağmen inadına yaşayacaktır…

Sayın Bakanım Cevdet Yılmaz, sayın milletvekillerim Yusuf Coşkun ve Kazım Ataoğlu, sayın Valim İrfan Balkanlıoğlu, bu konuda neler yaptığınızı ve yapacağınızı anlatmak lütfunda bulunur musunuz? Bulunursanız sevinirim ve bu sütunlarda satırı satırına yer veririm.

Selam ve saygılarımla...

 

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:41:32