Sevgili dostum, bugün torunumla bir-iki lokma bir şeyler atıştırırken, Bingöl Haberci gazetesinin çilekeş sahibi Garip Akengin aradı ve yayınlanacak bu sayının 100’üncü sayımız olduğunu söyledi. Görüşmeden sonra bu sayıya özel bir yazı yazmam gerektiğini düşündüm. “Ne yazayım” derken TRT Şeş’te Nilüfer Akbal’ın programına daldım. Akbal’ın ve konuklarının türküleriyle gurbet acısı yüreğimi bir başka yaktı. Akbal’ın o yürekten gelen, içten sesi beni yine Bingöl’e götürdü. O’nun sesine hayranım. Hele, “Çaye Berbena” ve “Miro”yu dinlerken bu dünyadan kopup gidiyorum, özlediğim diyarlarda, dağlarımda dolaşıyorum…
Dağlardaki babamın sahipsiz mezarı
Sonra geldim bilgisayarımın başına. Açtım türkülerimi. Şansıma Ahmet Kaya’nın seslendirdiği “Şu dağlarda kar olsaydım” türküsü çalmaya başladı. Bu türküyü her dinlediğimde, İnak Köyü’nde sahipsiz bıraktığım babam aklıma gelir ve gözyaşlarımı tutamam. Yine öyle oldu. Kaya, “Arar bulur muydun, şu dağlarda sahipsiz mezar olsaydım” derken, bu sözleri babamın arkamdan söylediğini düşündüm ve ağladım…
En çok neyi istedim biliyor musun dostum?! Bir gün annem ve kardeşlerimle onu ziyaret etmek, mezarının başında dua etmek, babamla dertleşmek, ona içimi dökmek istedim… Ama ne yazık ki, bugüne kadar bir türlü bu isteğimi gerçekleştiremedim. Umarım bu yıl bu özlemimi giderir, kardeşlerimle birlikte babamı ziyaret eder, hayır duasını alırım…
50 aydır yayında ama…
Sevgili dostum Bingöl Haberci gazetesinin şu anda okuduğun nüshası 100’üncü sayısı. Yani bir başka deyişle bu gazete tam tamına 50 aydır yayında. Çünkü ayda iki sayı ancak yayınlanıyor. Ekonomik nedenlerle yayınlanamadığım günleri de sayarsak, Bingöl Haberci’yle buluşmamız 60 aydan fazla oluyor. Yani tam tamına 5 yıl oldu.
Gurbette yaşayan Bingöllüler ile anavatanları Bingöl arasında köprü görevi gören Bingöl Haberci, sahibi ve çilekeşi Garip Akengin sayesinde ayakta duruyor. Yayına büyük umutlarla başlayan, ilerde günlük gazete olmayı düşünen bu gazete, ne yazık ki, bu beş yılda bir arpa boyu yol gidemedi, ancak ayakta durabildi. Benim bildiğim gibi herkes de biliyor ki, bunda gazetenin yöneticilerinin hiçbir suçu yok. Onlar bu gazeteyi yaşatabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar…
Söz verenler sözünü tutmuyor
Sevgili dostum biliyorsun ki, yerel bir gazeteyi ayakta tutan abonelerinin düzenli ödemeleri ve reklam geliridir. Gazetemiz yayına başladığında binbir vaatte bulunan Bingöllüler, ne yazık ki, “Albaylık” ruhundan bir türlü kurtulamadıkları için bu gazete özlenen yere bir türlü gelemedi. Gelebilecekken gelemedi ne yazık ki…
Çünkü hiçbiri verdiği sözde durmadı. Kalabalıklar için ağızlarından bal damlayanlar, kapıları çalındığında o kapının arkasına gizlenmekten bir mahzur görmediler. Abonelerin büyük bir kısmı abone bedelini ödememekte bir sakınca görmezken, çarşaf çarşaf reklam verenler de, söz verdikleri rakamı vermemek için bin dereden su getirdiler.
Söz verip de tutmayan “muhterem ve sayın” Bingöllülerin kimler olduğunu ben biliyorum. Ama belki insafa gelir de sözlerini tutarlar diye sesimi çıkarmıyorum şimdilik… Bir süre daha bekleyeceğim, eğer sözler tutulmaz, borçlar ödenmezse onların kimler olduğunu buradan açıklayacağım ve hak ettikleri sözleri onlara söyleyeceğim…
Bingöllüler bu gazeteye sahip çıkmak zorundadırlar. Eğer bir güç olmak, kendilerini siyasilere ve resmi makamlara dinletmek istiyorlarsa bunu yapmalıdırlar. Gazetenin sahibi bu konuda elinden gelen çabayı gösteriyor. Hatta gücünden fazlasını yapmaya çalışıyor. Çalışıyor çünkü buna ben şahidim. Ben ise, elimden gelen desteği veriyorum ama yeterli olduğunu da sanmıyorum.
Umarım Bingöllüler bu kez beni utandırırlar ve bu gazeteye sahip çıkarlar…
İNŞALLAHHHHH…
NOT: Son yazılarımda bana gönderdiği satırlara yer verdiğim Figen Güçlü, artık sitemizin yazarları arasında yer alıyor. Figen hanımın berrak bir su misali akıp giden yazılarını artık kendi köşesinden okuyacağız.
R.G
Ramazan GÜNTAY
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.