Düşünürken…
Bir garip bestedir Bingöl…
Sevgili dostum, bugüne kadar birçok yazımda memleketime, Bingölüme, Peri Suyu Vadisi’ne olan hasretimi, sevgimi dile getirmeye çalıştım…
Ancak ne yaptımsa da yeterince anlatamadım…
Çünkü insan ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin, aşkını, sevdasını anlatacak kelimeler her zaman yetersiz kalıyor. Öyle değil mi?
Hiçbir zaman sevgiliye ne kadar güzel olduğunu anlatacak kelime bulamayız… Bulduğumuz her kelime, her cümle bize göre hep eksik kalmıştır…
Anlatamadığım sevdadır Bingöl
Tıpkı benim Bingöl sevdam gibi…
Ne kadar yazdıysam, ne kadar konuştuysam o topraklara olan özlemimi, hasretimi, sevdamı yeterince dile getiremediğime inanıyorum. Yine dayanamadım ve geçtiğimiz günlerde o güzel toprakları doyasıya gezdim. Çok özlediğim babamın mezarını ziyaret ettim, dertleştim kendisiyle, ağladım, toprağını gözyaşlarımla ıslattım…
Çok istediğim halde kardeşlerimle gidemedim, başucunda oturamadım, ancak ve ancak onların selamlarını götürebildim…
Biliyorum o da üzüldü gelmediklerine ama elden gelen bir şey yoktu…
Evet, dostum dediğim gibi gittim, gezdim, hasret ateşimi biraz olsun dindirdim ama güzelliklerini, verdiği huzuru yine dile getiremedim, yetersiz kaldım…
Ne yazık ki, akıncı ruhuna sahip bir millet olduğumuz için hiçbir zaman doğduğumuz yerlerde duramadık. Hep göç ettik, yeni topraklara doğru akın ettik ve geriye bakmadık…
Taaa ki, ömrümüzün son demlerine geldiğimizde vatan hasreti bağrımızı yakmaya başlayıncaya dek…
İşte bu noktada da çaresizlikler, yokluklar belimizi büküyor, yolumuzu kapatıyor…
İstediğimiz her an koşamıyoruz o topraklara, o güzelim havayı teneffüs edemiyoruz…
Bizi var eden o topraklarda hasret gideremiyoruz…
Orada bıraktıklarımızla doyasıya dertleşemiyoruz…
Ve kelimelere döküyoruz sevdamızı, aşkımızı, hasretimizi, özlemimizi…
Türkülerde arıyoruz teselliyi, dilimizden düşürmediğimiz…
Bingöl’ü anlatan güzel bir yazıyı seninle paylaşmak istiyorum. Yıllardır yazmak istediğim ama bir türlü beceremediğim Bingöl sevdamı, çok güzel bir şekilde dile getirmiş, bu satırları Garip Aziz. Varolsun, sağolsun…
Okuyalım mı Aziz’in bu yürekten gelen feryadını?!..
Gurbette ağıt yakan Garip Aziz
“Solhan'da Turnalar Gölü’nde bir Yüzen Ada’dır Bingöl;
Kiğı'da, Şeytan Dağları’nda taştan taşa sekerken ayağı burkulan bir dağ keçisidir Bingöl;
Soğuk Çeşme'de bol soğanlı bir kavurmadır Bingöl;
Ğezik Yaylası’nda bal üstüne kaymaktır Bingöl;
Karlıova'da Bingöl Dağları’nda doyumsuz bir gün doğumudur Bingöl;
Genç İstasyonu’nda hasret kokulu bir intizardır Bingöl;
Adaklıda, Peri Irmağı’nda kanat çırpan kınalı bir kekliktir Bingöl;
Yedisu'da tenhalaşan garip bir özlemdir Bingöl;
Şerafettin Yaylası’nda yürek ikramı buz gibi soğuk bir ayrandır Bingöl;
Bingöl Dağları’nın korkunç yalnızlığında canlanan Şah Murat Suyu’dur Bingöl;
Gurbet elde yurduna ağıtlar yakan bir garip Aziz'dir Bingöl;
Bingöl'de usul usul akan Yado Çeşmesi’dir Bingöl;
Bingöl Ovası’nın bunaltıcı sıcağında inadına çağlayan bir Sağyer'dir Bingöl;
Mendo'nun akıntısına vokal yapan kırlangıç cıvıltısıdır Bingöl;”
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:54:55
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.