Düşün
Bölge kalkınma ajanslarının işi
desteklemek mi, kösteklemek mi?
Sevgili dostum, bu yazımda seninle Devlet Planlama Teşkilatı’na bağlı olarak çalışan bölge kalkınma ajansları hakkında düşündüklerimi paylaşacağım. Daha doğrusu, Anadolu’nun çeşitli yerlerinden gelen şikâyetlerden yola çıkarak düşüncelerimi dile getireceğim.
Bilindiği gibi 5449 Sayılı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun”, bu ajansların çalışmalarını düzenler. Benim sıradan bir vatandaş olarak algıladığım, bu ajansların, bölge şartlarını değerlendirerek, istihdamı artırıcı projelere destek vermeleridir. Hatta bu projelerin Avrupa Birliği Hibe Fonları’ndan yararlanması için de destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.
BÖLGELERİNİ TANIMIYORLAR
Ancak ne yazık ki, kurulan ajanslar, kuruluş amaçlarına uygun çalışmalarda bulunmuyor. Birincisi ve en önemlisi, aldığım şikâyetlerden anladığım kadarıyla, kuruldukları bölgenin şartlarından habersizler… Bölgenin neye ihtiyacı var, en büyük eksiği nedir bilmiyorlar. Bir başka yanlışlık da bölgeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmaları gerekirken, aksine farklılıkları körükleyen bir davranış içindeler.
Fırat Kalkınma Ajansı ve Çukurova Kalkınma Ajansı bunların en belirgin örneklerinden ikisi. Tunceli ve Bingöl’ü de içine alan Fırat Kalkınma Ajansı, ne yazık ki, bu yıl bu iki ilimizde hiçbir projeye destek vermemekte direnmektedir. Geçtiğimiz yıllarda çok güzel bir projeye imza atan Tunceli, bu yıl da projesini sürdürmek için ajansa başvurdu. Ancak olumsuz bir cevap aldı. Ajansın gerekçesi ise, “yeterli başvuru” olmadığı şeklinde. Bunu ileri süren ajans “yeterli başvuru”nun ne kadar olması gerektiğini ise, bildirmiyor. “Yatırım Destek Ofisleri” kurulacağı bildirildi, ancak bu ofisler aylar geçmesine rağmen henüz faaliyete geçmedi. Yönetici atandığı söylendi, ancak bu yöneticiler bir türlü yerlerinde bulunamadı.
SAHİPSİZ MEMLEKETİZ
Ajansın sorumlu olduğu iller Malatya, Elazığ, Bingöl ve Tunceli. Daha önce yaptıkları açıklamada bu dört ilde yatırım destek ofisi açacağını duyurmuşlardı. Aynı zamanda da hazırlanacak projelerde vatandaşa destek olmak amacıyla eğitimler düzenleneceği belirtilmişti. Ancak yukarda belirttiğim gibi ofisler kâğıt üzerinde var. Ama personel gelip çalışmıyor. Diğer taraftan da eğitimler, Bingöl ve Tunceli’de yapılmayacak kararı almışlar. Gerekçesi de yeterli başvuru yapılmamasıymış. Tunceli ve Bingöl’deki dostlarımla yaptığım görüşmelerde, “Buralara gelmek istemiyorlar, bu bölgele hizmet gelmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar” diye yakındılar. Üstelik ajansların kuruluş amaçlarında bölgeler arası farklılıkları ortadan kaldırmak deniliyor. Fakat ne yazık ki, bu iki ilimize farklı davranışlar sergiliyorlar. Buradaki dostlarımız, “Biz ne yazık ki, sahipsiz bir memleketiz” diyorlar.
İşte sevgili dostum, bölge kalkınmasına destek olması için kurulan ajansın verdiği kösteği gör. Peki, Çukurova’da neler oluyor. Onu da fazla uzatmadan sana, Devlet Planlama Teşkilatı’nın bağlı olduğu Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’a gönderilen bir mektuptan bölümleri aktararak anlatmaya çalışayım. Sayın Bakan’a mektubu, Çukurova Kalkınma Ajansı kurullarında görevli olan ve Adana ile çevresinin kalkınması için yaptığı çalışmalarla tanınan Teyfik Kısacık yazmış. İşte o mektup:
TOPLANTIDAN İKİ GÜN ÖNCE
“22 Nisan 2010 tarihinde Adana’da yapılan bölge planı çalışmaları toplantısı öncesinde Ç.K.A. Kalkınma Kurulu üyeleri olarak bizlere e-mail gönderildi. 78 sayfalık ilk e-mail toplantı tarihinden sadece 2 gün önce yani 20 Nisan 2010 tarihinde ve 107 sayfalık ikinci e- mail de yalnızca 1 gün önce 21 Nisan 2010 tarihinde saat 14.00’da bize yollandı. Toplantıya hazırlık için bizlere iki günlük bir süre tanınıyor. Takdir edersiniz ki iş adamları ve bürokratlar olarak müthiş bir yoğunluk içinde iken toplam 185 sayfalık ÇKA bölge planı çalışmalarını okuyup hazırlanmamız mümkün değil. Biz bölgemiz için elimizden gelen her türlü katkıyı vermek isterken bölgemiz hakkında yapılan planlama çalışmalarının bizden kaçırılırcasına yapılması bizi üzmüştür.
Toplantı başladığı zaman ayrıca 2010-2013 bölge planı olarak yaklaşık 300 sayfalık bir çalışma ortaya kondu. Bunları okumadan kalkınma kurul üyeleri nasıl fikir sahibi olur ve önerilerde bulunabilir?
Çukurova Kalkınma Ajansı genel sekreteri Veysel Parlak beye “bunları toplantı tarihinden en az bir hafta önceden biz kurul üyelerine fotokopilerini çektirerek yollamış olsaydınız daha iyi inceleme ve katkıda bulunma fırsatımız olmaz mıydı?” dediğim zaman bana “devletin parasını fotokopilere harcayamayız” demiştir. Personeliniz konumundaki bu insanın sizin de katıldığınız 02 Haziran 2010 tarihindeki Adana Seyhan Otelindeki desteklemeye değer bulunan projelerin ilan edilmesindeki toplantı için muhtelif ulusal gazetelere vermiş olduğu ilanları nasıl verdiğini merak ediyorum.
İLÇE YÖNETİCİLERİ DE TANIMIYOR
Diğer taraftan ÇKA bölge planı için bölgeyi dolaşmak ve taramak yerine, ilçe kaymakamlarını çağırıp iki kere Hilton otelinde ağırlamış, sözde bölge planına katkı sunmalarını istemiştir. Ancak, ilçelerini yeterince dolaşıp tanımadıkları anlaşılan mülki idare yöneticilerinin verdikleri bilgilerin sıhhati bile teyit edilememiştir. Sadece ilçe yöneticilerinin Hilton otellerinde ağırlanması için bile yaklaşık 150.000,00 TL para harcanmıştır. Neye olduğu belli olmayan paralar ÇKA tarafından kolayca harcanırken kalkınma kurulu üyelerine bölge planının çıktı olarak vermeyi israf saymak bizi yaralamıştır. Adana’daki toplantıda bir karar verilemedi ve bu yüzden bir hafta sonra Mersin’de tekrar toplanılmasına rağmen yine karar verilemedi. Kurul Mersin’de 52 kişi ile toplandı ve sonunda 26 kişi ile 3 kişinin seçilmesine ve bölge planının bunlar tarafından onaylanmasına karar verildi. Bu nedenle 13 Mayıs 2010 tarihinde yapılan Mersin’deki bölge planı toplantılarına katılırken eksik bilgi ile katılmak durumunda kaldık ve yeterli katkıyı sunamadık.”
İşte sevgili dostum, bana ulaşan şikâyetler bunlar. Ayrıca, başka kaynaklardan çok daha rahatsız edici iddialar, suçlamalar da geliyor. Bazı ajansların, kendileri gibi düşünmeyen kişi ve kuruluşların projelerini geri çevirdikleri iddiaları da var. Şimdi gel de bu ajansların bölgenin kalkınmasına sağlıklı, adaletli hizmet vereceğine inan.
İnanmak mümkün değil. Kuruluğu ilk günlerde bende büyük heyecan uyandıran kalkınma ajansları, duyduklarımdan sonra bende hüsran yarattı. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da işsizliği ortadan kaldıracağını düşündüğüm bu çalışmalar daha başlangıçta ayrımcılık yaparsa vay bu ülkenin haline…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com