Sevgili dostum, şöyle bir geriye baktığımız zaman koca bir ömrü geride bıraktığımızı görüyoruz. Oysa bana sorarsan sanki daha dün dünyaya gelmiş gibiyim. Yaşantımızı gözden geçirince de bir arpa boyu yol almadığımızı görüyoruz değil mi?!:.
Geçen ömrün boşa geçtiğini, harcandığını sözlerini Zülfü Livaneli’nin yazdığı, rahmetli Hasret Gültekin’in seslendirdiği “Bir insan ömrünü neye vermeli” adlı türküyü dinleyince daha iyi anladım.
“Bir insan ömrünü neye vermeli
Harcanıp gidiyor ömür dediğin
Yolda kalan da bir yürüyen de bir
Harcanıp gidiyor ömür dediğin”
Türküyü dinlerken 56 yıllık ömrümü bir gözden geçirdim ve her geçen gün bir adım ileri gitmek yerine geri gittiğimi fark ettim. Oysa ne hayaller kurmuştuk değil mi?!.. Yarınlarımız hep daha güzel ve daha iyi olacaktı!.. Ama olmadı… Eskisinden daha çok çalışmak, eskisinden daha çok özlemek, daha çok hasret çekmek zorunda kalıyoruz…
İçteki yangını söndürebilmek…
Günler boyu, aylar boyu, yıllar boyu sevecek ve seni sevecek birini beklersin… Tam buldum derken kaybedersin… Oysa elin kolun bağlıdır, verecek bir şeyin yoktur ama ne yaparsın ki, gönül ferman dinlemiyor değil mi?!.. Kimseye acı çektirmek istemezken bir de bakıyorsun ki, sen de acı çekiyorsun, içinde bir yerler yanıyor, kanıyor ve sen ne o yangını durdurabiliyorsun, ne kanamayı…
Köy derneklerinin gecelerinden eve geldiğimde çocuklarım ve akrabalarım, kardeşimin düğününde çekilen görüntüleri izliyorlardı. Misafirlerden biri, “O zamanlar durumumuz daha mı iyiydi? Çünkü o zaman bir kişi çalışıyor ve bütün aileyi çok iyi şekilde yaşatıyordu” dedi. Bir an düşündüm…
O zamanlar babamın bir emekli maaşı vardı, bir de benim kazancım. Hiç kimsenin desteği ve yardımı olmaksızın kardeşimin düğününü en iyi şekilde yapmıştım. Hatta yengemin ailesi, “Herhalde bundan bayağı zengin, çünkü bayağı masraf yaptılar” demişler…
Yıllar yılları kovaladı durdu
Evet o zaman kazancımızla rahatlıkla geçinebiliyorduk, ama artık ne mümkün. Gün 24 saat ve ben 18 saat çalışmak zorundayım ailemin yaşamını sürdürebilmek için… Ki, bir kızım kendi yuvasını kurdu, iki kızımın da bana ihtiyacı yok… Benim kazancımla yaşayan bir tek oğlum ve çevirmek zorunda olduğum yuvam var…
Oysa yıllar yılları kovaladıkça korkularımız, endişelerimiz de arttı:
“Yüreğim ürperir kapı çalınsa
Esmeyen yelimden hile sezerler
Künyeler kazınır demir sandıkta
Savrulup gidiyor ömür dediğin”
İşte böyle sevgili dostum, “savrulup gidiyor ömür dediğin” ve biz nereye gittiğini, gideceğini bir türlü kestiremiyoruz. Kimin yazdığını bilmiyorum ama birisi “ömür” denen yolu güzel anlatmış. İşte o satırlar:
Kendi penceremizden bakmak
“Doğum ile ölüm arasındaki çizginin adıdır ömür. Çizginin uzun ya da kısa oluşu, hem elimizdedir, hem de değildir. Dünyaya, kendi pencerenizden bir bakıp geçersiniz.
Nasıl baktığınız, neye baktığınız, niye baktığınız, ne kadar baktığınız önemlidir. Çünkü o bakışlar, ömür denilen çizginin başlangıç ve bitiş noktası arasındaki boşluğa karşılık gelen yaşamın izdüşümleridir.
Sormadan, sorgulamadan, anlamadan, algılamadan gelişin sebeplerini, anlamlandıramazsınız kalışın amacını. Boş boş bakar ve gidişin bedbahtlığına teslim edersiniz gözlerinizin ferini.
Bir insan ömrünü neye vermeli, iyi bilmek gerek. Zira cepten yiyoruz ne kadar kaldığını bilmeden.”
‘Keşke’ler birbirini takip ediyor
Velhasıl sevgili dostum bir ömrü veriyoruz ama neye ve ne için verdiğimizi bilmeden akıp gidiyor…
Bunu görünce ve geçmişe bir göz atınca “keşke”ler birbirini takip ediyor. Tıpkı bundan sonar da takip edeceği gibi…
Evet can dostum, söylenecek, yazılacak o kadar çok şey var ki, ne bende yazacak derman var, ne de parmaklarımda takat…
Eminim ki, sen benim ne demek istediklerimi anlıyorsun. Çünkü benim yaşadıklarımı sen de yaşadın ve yaşıyorsun… Sen de akıp giden ömrün nereye gittiğini kendine soruyorsun…
Tıpkı benim gibi…
“Dışı eli yakar içi de seni
Sona eklenmeli sözün incesi
Ayrılık gününün kör dereleri
Bölünüp gidiyor nehir dediğin
Bir insan ömrünü neye vermeli
Para mı, onur mu, taş dikenli yol
Ağacın köküne inmek mi yoksa
Çırpınıp duruyor yaprak dediğin”
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.