Düşün

 

Hep yarınlar iyi olacak dedik

ne yazık ki hep kötüye gidiyor

 

Sevgili dostum, gençlik yıllarımızda yarınlara hep büyük umutlarla bakıyorduk. “Yarınlar güzel olacak, mutlu ve müreffeh bir yaşam süreceğiz” diyorduk. Ama ne yazık ki, her geçen gün “dün”leri arar olduk. Belli bir yaşın üzerinde olanlar bir araya geldiğimizde, “Bizim zamanımızda” diye söze başlayarak yaşadığımız güzellikleri dile getiriyoruz artık…

Şöyle geçmişe doğru dönüp baktığımda ve bugünkü gençlerin yaşantılarını gördüğümde, “Çok şükür biz gerçekten çok güzel günler görmüşüz. Dostluğu, sevgiyi, saygıyı yaşamışız, yaşatmaya da çalışıyoruz” diye düşünüyorum. Şimdiki gençlere bakıyorum da, bizim yaşadığımız hiçbir güzelliği yaşama şansları yok ne yazık ki… Bilgisayarı ilk aldığımız yıllarda bir yaz günü oğlum, “Baba bilgisayarı yazlığa götürelim” dedi. Nedenini sorunca da orada bilgisayarla oyun oynamak istediğini söyledi. Ben karşı çıktım. Ona, “Orada tanıştığın yaşıtlarınla vakit geçirmeye bak… Onlarla bir şeyleri paylaşmayı öğren”  dedim ve isteğini yerine getirmedim. İyi ki öyle yapmışım…

 

GEÇİM SIKINTISI BUNALTIYOR

 

Evet sevgili dostum bu söylediklerime bir siyasi parti lideri farklı bir açıdan bakmuş, seçim sath-ı mailine girdiğimiz şu günlerde. Ülkede ne yazık ki, iyiye giden bir şey yok. İnsanlar geçim sıkıntısı içinde bunalıyor… İşsizlik her geçen gün nefesleri biraz daha kesiyor, insanları isyan noktasına getiriyor. Ve bu siyasi parti liderimiz bu gerçeğe şu sözlerle dikkat çekiyor:

“Tüketici borçlu, esnaf borçlu, vatandaş borçlu. Bunları konuşan yok. Türkiye’de toplumsal barışı nasıl sağlayacağız diye konuşan yok.Dün fukara sofralarında diz kırarak, ortadaki çorba kasesinden kaşıklayarak iktidara gelenler şimdi Ankara’nın, İstanbul’un, Adıyaman’ın göbeğindeki yoksulları, işsizleri, fukaraları görmez oluyorlar. Samsun’da açlıktan ölen çocuğa (Olur böyle şeyler) diyorlar.”

Bu arada Türkiye Kamu-Sen’in yaptırdığı bir araştırmada ayrı bir gerçeğe parmak basıyor. Araştırma sonucunda çalışan annelerin kendilerine ve çocuklarına vakit ayıramadığını ortaya koymuş.

 

ANNE VE BABA İŞTE, ÇOCUK SOKAKTA

 

Evet sevgili dostum, geçim sıkıntısı insanları bunaltınca her hanede eli ekmek tutan herkesin çalışması da zorunlu hale gelmiş. İş bulabilenler şanslı ve eve bir ekmek daha götürebiliyor. Böyle olunca kocanın yanın da eşi de iş hayatına atılıyor. Çocuklar ise, ne yazık ki ortada kalıyor. Aile vaktinin büyük bölümünü işte geçirince çocuğuyla da ilgilenemiyor. Sonra da feryat figan ediyoruz, “Zamane çocuklarında saygı da kalmamış, sevgi de kalmamış, laf dinlemiyorlar” diye sızıldanıyoruz. Böyle olunca çocuklar sokakların esiri oluyor, kötü alışkanlıklar ediniyor ve bir tüketim toplumu haline geldiğimiz için büyük bir kısmı da yankesici, kapkaççı, gaspçı oluyor ne yazık ki…

 

ESNAFIN BELİNİ İYİDEN İYİYE BÜKTÜLER

 

Bu arada hükümetin bir bakanı da kalkıyor, adeta övünürcesine esnafın aldığı kredi miktarının önceki yıllara göre daha fazla olduğunu söylüyor. Bakan, “2002 yılında esnaf 153 milyon lira kredi kullanırken, 2010 yılında 3 milyar 300 milyon lira kredi kullandı” diyor. Yaptıklarıyla övünen bakan, bir acı gerçeğe de parmak basıyor ve esnaf sayısının 4 milyon civarından 1 milyon 945 bine düştüğünü söylüyor.

Esnaf dediğimiz kitle, küçük bir sermaye ile geçimini sağlayan, içinde bulunduğu toplumla bütünleşenlerdir. Yani bizim “Bakkal Mehmet Amca”dır, “Kırtasiyeci Hüseyin”dir… Esnaf benim bildiğim kadarıyla krediyi sadece işini geliştirmek için kullanırdı. O da küçük çapta, kazandığıyla ödeyebileceği kadarını borçlanırdı. Bakanın söylediklerine bakılırsa, esnaf da artık borçlarını borç alarak kapatıyor. Üstüne üstlük hizmet verdiği kişilerle bütünleşen, onların derdiyle hemdert olan esnaf sayısı eskisine oranlar yarı yarıya düştüğü halde…

Ayakta kalanları alkışlamak lazım, hala inatla esnaf geleneğini yaşattıkları için…

Evet sevgili dostum, yarınlar ne yazık ki, bize artık umut vermiyor. Ben gelecekten umudumu kestim. Tek üzüldüğüm nokta çocuklarımızın, torunlarımızın da bu olumsuzlukları yaşayacak olmaları… İnşallah ben yanılırım da onlar bizden daha güzel günler yaşarlar…

 

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

Yayın Tarihi: 2011-05-10 11:14:44