Düşün

İnşallah yarınlarımız

bugünden hayırlı olur?

Sevgili dostum, iki hafta aradan sonra ancak sana yazabildim. Bu arada Kurban Bayramı’nı geçirmiş olduk. Biraz gecikmeli olarak senin ve bütün dostlarımın geçmiş mübarek Kurban Bayramı’nı kutlar, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını niyaz ederim.

Ne yazık ki, 2010 senesi bana hiç hayırlı gelmedi. Ya kendi kusur ve hatalarımdan, ya da yaşamın gelişinden birçok işim ters gitti. Tüm çabalarıma rağmen varmak istediğim yere bir türlü varamadım. Tam oğlumun bahtı açıldı, artık bir iş sahibi oldu derken ortada kaldı.

AKSİLİKLER PEŞPEŞE GELDİ

Aslına bakarsan buna da pek üzülmedim. En azından eğitimini gördüğü sahada çalışması için bir fırsat daha doğmuş oldu. Kardeşim kaza geçirdi, annem ilerlemiş yaşta iki ağır ameliyat geçirdi. Kızımın rahatsızlığı nüksetti, bayramı hastanelerde geçirmek zorunda kaldı.

Ben bu sıkıntılarla boğuşurken çok sevdiğim bir arkadaşım telefonda, “Üzülme… 2010 zaten uğursuz bir yıl oldu. İnşallah 2011 güzelliklerle gelecek ve sıkıntıların sona erecek” diyerek bana teselli verdi. Bunu söyleyen arkadaşımın manevi yönü güçlü biriydi, ona inanıyorum…

Sevgili dostum, gerçekten de bu sözlerden sonra 2010 yılını şöyle bir gözümün önünden geçirdim. Yalnız bende değil çevremdeki insanların da bu yıldan ve yaşadıklarından şikâyetlerini gördüm. Belki günlük yaşamın içinde, o hızlı akışta bazı şeyleri fark etmedim ama arkadaşımın sözlerinden sonra yaşananlara dikkat ettim ve hak verdim.

ANKARA FİLDİŞİ KULESİNDE

Siyaset sahnemiz bile oldukça hareketliydi ve ne yazık ki, eskilerin tabiriyle “sadra şifa” bir sonuç da çıkmadı tartışmalardan, kavgalardan, çekişmelerden… Baktım ki Ankara, kendi fildişi kulesine kapanmış, kendi yarınını kurtarmak, koltuğunu sağlama almak kavgasında…

Sokaktaki vatandaşı düşündüğü yok… O vatandaşın sofrasında içinde yemek dolu bir tencere olup olmadığını hiç düşünmüyor.

Oysa binlerce insanımız, gencimiz iş derdinde… Sağa koşuyor, sola koşuyor, önüne gelen her kapıyı çalıyor ancak kendisine üç kuruş para getirecek bir iş bulamıyor. Kardeşimin temizlik ve güvenlik işleri yapan şirketi gözümün önüne geliyor. Çok değil bundan iki yıl önce neredeyse sokaktan geçen vatandaşları kolundan çekip işbaşı yaptıracak günler yaşandığını biliyorum. Bugün ise, aldığım haberlere göre her gün kapıya onlarca genç geliyor ve iş istiyor… Ancak ne yazık ki, hiçbirin yarasına merhem olamıyorlar…

Evet sevgili dostum, büyük bildiğimiz birçok şirket, kuruluş elemanlarının maaşlarına ödemekten aciz hale gelmiş durumdalar. Bu durum karşısında ben de düşünüyorum, acaba suç yaşadığımız ortamda da mı, yoksa bizde mi?

SANIRIM ASIL KUSUR BİZDE

Neden dersen, biliyorum ki, Allah kullarına zulmetmez. Biz ne yaparsak kendimize yaparız. Herhalde hata bizde ki, işlerimiz düzgün gitmiyor. Yaradana kulluğumuzu unuttuk, dünyayı her şeyin önünde tuttuk ve dünyamızı aydınlatmak için uğraşmaya daldık, ahireti unuttuk… İbadetlerimizi yapmaz olduk, eşimizi-dostumuzu, akrabalarımızı unuttuk… Onların hal ve hatırlarını sormaz olduk… Ta ki, darda kalıp onların yardımına ihtiyaç duyduğumuz zamana kadar… Şimdi onları hatırlıyoruz, arıyoruz, soruyoruz… Keşke bunu, bu dar günlere gelmeden yapabilseydik… Belki o zaman bu acıları yaşamazdık…

Evet sevgili dostum, umarım Yaradanım halimize acır ve bizi 2011’de feraha kavuşturur, sıkıntıları başımızdan def eder… Ve biz de O’na karşı olan görevlerimizi yerine getirmekte kusur etmeyiz…

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:34:52