Cevat Turan yazdı:
İnsanın üşüdüğü yer
Sevgili dostum, biliyorsun mübarek Ramazan ayının son günlerini yaşıyoruz. Belki de sen bu mektubumu okuduğunda Ramazan Bayramı’nı da kutlamış olacağız. Bu güzel ülkenin içinde bulunduğu durumu sana anlatmama gerek var mı?!.. Sen de görüyor ve yaşıyorsun zaten…
Bir yasal değişikliği Meclis’te halledemeyen 550 kişi, bunu halka danışmaya karar verdi. Şimdi de halkı rahat bırakmıyorlar ki, vatandaş kararını kendi iradesiyle versin. Hepsi, sokaktaki vatandaşı etkileyebilmek için gece-gündüz yollarda, sokaklarda, meydanlarda…
HARAMİ AMBARI DOLMAZ
Kardeşliğe, dostluğa en çok ihtiyacımız olduğu şu günlerde ne yazık ki, yine ayrılıkları körükler hale geldik… Yaşadıklarımızdan hiç ders almamışçasına… Tam bunları düşünürken Cevat Turan’ın “İnsanın Üşüdüğü Yer” adlı kitabı elime geçti. Ben kendisini kardeşimin işleri dolayısıyla tanımıştım. Kardeşim ve kendileri temizlik ve güvenlik sektörünün önde gelen firmalarından biridirler. Turan’ın kitabını da bizim gazetede Aydın Türkmen’in masasında görünce dikkatimi çekti. Yazarını da görünce hemen aldım…
Ayak üstü bir bakınca da “Kusura bakma Aydın, bu kitaba el koyuyorum” dedim ve aldım. Beni cezbeden ise;
“Barış için kardeşliği örersek
Baş kaldırıp geleceği görürsek
Hep bir olup eli ele verirsek
Harami ambarı dolmaz bilesin”
şeklindeki dizeleriydi. Cevat Turan, aslen Çorumlu. Şu günlerde herkesin dilinde olan 12 Eylül’ü yaşayanlardan biri, tıpkı benim gibi, bizim gibi, binlerce arkadaşım, dostum, hemşerim gibi… Çekilen acıları, sıkıntıları şu günlerde gazete sayfalarında okuyoruz… Ama söyler misin dostum, hangisi gerçeği, o yaşanan acıları birebir dile getirebiliyor?.. Bence hiçbiri, çünkü bunları ancak yaşayan bilir…
SİZ UYUYORDUNUZ
İşte o günlerde yaşadıklarını anlatan Turan, bunları şöyle dile getiriyor kitabında:
“Koluma giren birkaç görevli ile birlikte dışarı çıktığımızda yüzüme vuran temiz ve taze havanın yaşamsal dokunuşuyla kendime geliyordum. Dışarı çıkışımızda gözlerimi bağlama gereği duymamışlardı. Kendilerinden bu kadar emin olmaları beni daha da korkutmuştu. Hava açık ve temizdi. Gökyüzünde ay, bütün olanlardan sonra dünyadan ve bu şehirden utanıyormuşçasına yıldızların arkasına saklanmaya çalışıyordu. O akşam bunu gözlerimle görmüştüm. Ama sadece ben gördüm, siz uyuyordunuz.”
Sevgili dostum, bilirsin ki, ben kitap tanıtımı yapmaktan acizim. Ben ancak gönlümde olanları, yüreğimden geçenleri yazarım. Bu yüzden de fazla uzatmak istemiyorum. Çünkü kitap tanıtmak benim harcım değil. Ama hem yazdıkları yüreğimdekileri dile getirdiği için, hem de kendisiyle bir merhabam olduğu için içimden yazmak geldi. Bugünkü yazımı da yine Cevat Turan’ın “İnsanın Üşüdüğü Yer” adlı son kitabından bir bölümle sona erdirmek istiyorum:
SORUNUMUZ VAR YAŞAMLA
“Bazen öykü oluyoruz içinde yaşamın, bazen bir romanın kahramanı, bazen sevgili oluyoruz gözlerinin içinde kaybolacak, bazen ihanetin adı. Ne olursak olalım insan yanımızla biz ‘o’ oluyoruz yerine koyamadığımız. Yaşanılanlarımız en kırılgan yerleri farkında olmadıklarımızda çoğu zaman. Çoğu zaman görmek istemediklerimizdir yanı başınızda duran ve işte tam yazılması gereken yeridir benim için yazı deneyimlerimin mihenk taşı. Her şey bir şeye dönüşüyor sözcüklerin büyülü güzelliğinde. Neyi yazsak ya kanatıyor yaşadıklarımızın acısı ya da hüzünlü dudak kıvrımlarında gülümsetiyor düşündürerek. Bir sorunumuz var yaşamla ve yaşadıklarımızla. Bir alıp veremediğimiz var hesaplaşamadıklarımızla.”
NOT: Sevgili dostlarım, (bu satırları okuyan herkes dostumdur) mübarek Ramazan Bayramı’nızı tebrik eder, size, ailenize, yakınlarınıza ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz ederim….
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.