Düşün
'Kol ve bacaklar
havada uçuyordu'
Sevgili dostum, günler akıp gidiyor. Siyaset arenası referandumdan sonra biraz olsun duruldu ve iktidar olsun, muhalefet olsun umut verici sözler etmeye başladı. Umarız hep böyle gider ve bu topraklarda kanın akması durur, canlar toprağa düşmez. Ama yaşanan acılar daha uzun süre unutulmaz. Referandum öncesinde yaşananları düşündükçe, “bunları yapan insan olamaz” demekten kendimi alamadım. Bir insan canına kıymak bu kadar kolay mı? Yüreğinde insan sevgisi olmayan, evlat sevgisi tatmayanlar için sanırım kolay. Bu tip insanları, üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bir benzetmesiyle anlatmak istersek, bunlar “belhüm adal” yani “hayvandan da aşağı” insanlar diyorum ben…
KÜÇÜK YAŞTA ANNE OLDU
Hakkâri’nin Geçitli Köyü’ndeki faciadan sağ kurtulan küçük Berivan’ı haberlerde dinlediğim zaman gözyaşlarıma hâkim olamadım. O acı olayı bizzat yaşayan ve annesi ile ninesini kaybeden Berivan, şimdi ablasıyla birlikte kardeşlerine annelik yapmak zorunda ne yazık ki…
Gözyaşları içinde olay anı ve sonrasını anlatan Berivan, patlamanın üzerinden günler geçmesine rağmen yaşadığı korkuyu üzerinden atamadı. Berivan, paramparça olan aracın arka koltuğun arkasında, iki ayağını kaybeden Zeynep Kurt ile birlikte bulunuyordu.
Olayda hiçbir yara almadan kurtulduğunu ancak dakikalarca kendisine gelmediğini ve kendisine gelmek için kendisini cimciklediğini söyleyen Berivan, patlama ile herkesin araçtan fırladığını gördüğünü gözyaşları içinde belirterek, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getiriyordu:
‘YAPANLARIN ALLAH BELASINI VERSİN’
“Arabadan fırladığım zaman annemi o halde gördüm. Annem 'Yardım et' diye bağırıyordu, ama yardım edemiyordum. Annemin bacağı kopmuştu. Kendimi rüyada olduğumu zannettim. Kendimi tokatladım ve cimcikledim, ama rüya olmadığını fark ettim. Daha sonra yerde yatan bir kadın gördüm her iki bacağı kopmuş haldeydi. Küçük çocuk yaralı annesinin yanaklarından ve boğazından ısırarak uyandırmaya çalışıyordu. Ama annesi ölmüştü. Babaannemi, şoförü ve dayımın oğlumu göremedim. Onların dışında herkesi gördüm. Bunun yapanların Allah belasını versin. Nasıl kıydılar, Allah da onlara aynısı yaşatır inşallah. Kalabalıkta annemi öpmeye çalıştım ama izin vermediler. Annem ambulansa getirilene kadar da yaşıyordu. Annem daha sonra öldü. Annemin ölüm haberini aldıktan sonra ciğerim yandı.”
' CİĞERİMİZİ YAKTILAR'
Annesi öldükten sonra 5 kardeşine bakmak zorunda olan 16 yaşındaki abla Yağmur Dayan ise "Ben belki kardeşlerime bakabilirim, ama şunu söylemek istiyorum asla annemin yerini tutamam. Gerçekten hepimizin yüreği acıyor. Kardeşlerimin hepsi okula gidiyor. Eninde sonunda bana 'Annemiz nerde' diye soracaklar. O zaman geldiğinde kardeşlerime nasıl bir cevap vereceğimi bilmiyorum. Allah bunu yapanların belasını versin" dedi.
Berivan Dayan, şimdi hasta bir baba ile birlikte 5 kardeşine, toprak ve kiralık bir evde yoksulluk içinde yaşamaya dört elle sarılarak geri kalan hayatlarını devam ettirmeye çalışacak. En küçük kardeşleri olan Merve ise olanlarda habersiz, annesinin köye geleceği günü bekliyor.
Bunları duyunca kendimi, küçük yaşta kardeşlerine anne olmak zorunda kalan bu iki kızımızın yerine koydum ve yüreğim yandı, gözyaşlarımı içime akıtarak yangını söndürmeye çalıştım ama ne mümkün...
Artık bu acılar son bulmalı, bunun için de ne gerekiyorsa yapılmalı… İktidarı da muhalefeti de basit hesapları bir kenara bırakıp, bir masa etrafına toplanmalı ve soruna çözüm bulmalı. İlk günden beri söylediğim gibi eğer istenseydi bütün bunlar yaşanmazdı, yaşatanlara Allah layık oldukları cezayı nasip eder inşallah…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com