Düşün
Masal anlatmayı bırakın
işsizliğe çözüm bulun!
Sevgili dostum, siyaset arenasında iktidar kavgası yüzünden göz gözü görmüyor. Ülkeyi yönetenler ve iş dünyasının önde gelen isimleri ekonominin iyiye gittiğini, Türkiye’nin gelişmede dünyanın bilmem kaçıncı ülkesi olduğunu, çıtayı yükselttiğini söylüyor…
Ama gel gör ki, gerçek hiç de öyle değil… Her gün sokakta olan ve işsizliğin boyutlarını yakından yaşayan biri olarak çizilen pembe tablonun gerçeği yansıtmadığını düşünüyorum. Sokaktaki işsizler ordusuna her gün yüzlerce yeni insan katılıyor. Vasıflı eleman diyorlar ama onlar da iş bulamıyor. Bence, ülkede huzur, düzen isteniyorsa önce işsizliğe çözüm bulunmalı…
OĞLUMA İŞ BULAMIYORUM
En basit örneğini kendimden vereyim. Üç kız, bir erkek evlat babasıyım. Hepsi yüksek tahsil yaptı. Kızlarım iyi kötü birer iş buldular çalışıyorlar. Oğlum en küçükleri ve yeni mezun oldu. 19 Mayıs Üniversitesi Amasya Meslek Yüksekokulu’nda elektronik haberleşme eğitimi aldı. Yani anlayacağın kendisi kısaca söylemek gerekirse elektronik teknisyeni. Birkaç ay eğitimini almadığı işlerde çalıştı ama ne yazık ki, bunlar uzun ömürlü olmadı. Yaklaşık 2.5 aydır oğluma iş arıyorum. Kendi işimi gücümü bıraktım onunla uğraşıyorum.
Sende biliyorsun ki, hatırı sayılır bir çevrem. Hem Başkent’te, Meclis’in içinde, hem de bürokrasinin içinde… Ne yazık ki, yaraya bir merhem bulamadım. Eskiden kamu kurumlarında “torpil” işlerdi, şimdi özel sektör de aynı durumda… Ne yazık ki, ben oğlum için bir torpil bulamadım, bulduklarım da sonuca ulaşamadı…
HER GÜN YÜZLERCE İŞSİZ
Temizlik ve güvenlik sektöründe iş yapan kardeşimin şirketinde bildiğim kadarıyla son 2 ay içinde 300’e yakın eleman işsiz kaldı. Hizmet verilen kurumlar, çalıştırdıkları temizlik ve güvenlik elemanı sayısında indirime gittikleri için bunca insan ekmeksiz kaldı…
Bunları düşünürken Adana’da görev yaptığım sıralarda tanıştığım ve Çukurova için insanüstü çabalarını gözlemlediğim Akdeniz Türk-Alman İşadamları Derneği ile yeni kurduğu Çukurova Avrupa Birliği Çalışma Merkezi Derneği başkanı olan, bir zamanlar Almanya’nın Adana Fahri Konsolosluğu görevini de yürüten Teyfik Kısacık’la konuştum.
Düşündüklerimi söyleyince bana aktardığı rakamlar işsizliğin ne büyük bir sorun olduğunu bir kez daha gördüm. Teyfik KısacIk’ın söylediklerini özetle aktarıyorum:
ADANA İŞSİZLİK ŞAMPİYONU
“Türkiye’de işsizlikte Şırnak birinci sırada. Ancak Şırnak’ın nüfusu ile Adana nüfusunu karşılaştırırsan asıl birincilik Adana’da. Bir zamanlar başta tekstil sektörü olmak üzere sanayisi ile Türkiye’nin gözbebeği olan Adana bugün, bana sorarsan yüzde 26.17 ile işsizlikte Türkiye şampiyonu. Son birkaç yıl içinde kapısına kilit vurmak zorunda kalan Çukurova Sanayi işletmelerinde 3 bin kişi, Berdan Tekstil’de bin 600 kişi, Yidaş İplik’te 900 kişi, Toprak grubuna ait fabrikalarda bin 700 kişi, Teksa’da 900 kişi, Çukobirlik’in iplik, dokuma ve boya fabrikalarında yaklaşık 5 bin kişi, Güney Sanayi’de 2 bin kişi, Özbucak’ta bin 500 kişi, faaliyetini yarım yamalak sürdüren Mensa Tekstil’de bin 500 kişi işsizler ordusuna katıldı. Buna irili ufaklı konfeksiyon atölye ve fabrikalarının kapanmasıyla işsiz kalan 3 bin kişiyi de eklemek gerekir. Yani yaklaşık olarak 21-22 bin kişi işsiz kaldı. Her bir işçiyi 5’le çarparsan ki, bir aile ortalama 5 kişiden oluşuyor, toplam 100 binden fazla insan açlığa mahkum edilmiş oluyor.”
YABANCI GÜÇLER EL ATAR
Kısacık’a bir dokunduk, bin ah işittik. Bölgenin kalkınması, gelişmesi için bir gün bile boş durmayan, ülkeler arasında mekik dokuyan, benim tabirimle “Adana’nın en yakışıklı babası” Teyfik Kısacık, acilen önlemler alınması gerektiğini söylüyor. Adana ve Mersin başta olmak üzere Çukurova bölgesine Doğu ve Güneydoğu’dan binlerce insanın büyük umutlarla göç ettiğine dikkat çeken Kısacık, olabilecek gelişmeleri ve tehlikeyi de şöyle haber veriyor:
“Bölgede sosyal huzur yok. Böyle olunca bu bölgeden yetişmiş iş adamları da gelip yatırım yapmıyor. Onlar yapmayınca Türkiye’deki diğer iş adamları da bölgeye adım atmıyor. Burada görev, başta hükümete, ondan sonra da belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. İş ve aş sağlamak onların görevi haline geldi. Her şeyi devlet yapsın demiyoruz ama öncülük etmeli. Eğer yetkililer burada sosyal huzuru sağlamazsa, yabancı güçler, Türkiye’nin zayıf düşmesini, huzursuzluk içinde yaşamasını isteyenler buraya el uzatacak ve ortalığı karıştıracak. Dün olduğu gibi bundan sonra da huzursuzluk sürecek.”
Evet, sevgili dostum, kendi özel derdimi, sıkıntımı paylaşayım derken bir de baktım ki bir ülke sorununun içinde kaybolmuşum. Hoş bunları birkaç kez daha dile getirmiş ve bu ülkenin asıl ihtiyacının acilen istihdam alanlarının genişlemesinin sağlanması olduğunu söylemiştim…
Eğer istihdam sorununu en kısa zamanda çözemezsek yapılan bunca yatırım boşuna olur, verilen onca emek heba olur gider…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com