Düşün

‘Merhaba, yüreklerdeki

kapının kilididir…’

Sevgili dostum, uzun zamandır içimdekileri sana dökemedim. Özellikle son yıllarda toplumsal yaşantımız o kadar kötüye gidiyor ki, bunları görmek, yaşamak inan beni çok üzüyor… Birbirimize selam vermeyi, eşi-dostu arayıp sormayı unuttuk. Kim sağ, kim vefat etti, kimin neye ihtiyacı var bilmiyoruz…

Bu hallere neden düştük bilemiyorum… İnançlarımızdan, bizi biz yapan değerlerimizden koptuk, uzaklaştık… Böyle olunca da yaşamımızdaki olumsuzluklar giderek artmaya başladı… Buna rağmen biz, yine de bizim dışımızdaki gelişmeleri, oluşumları suçlamaya devam ettik, suçu hiç kendimizde aramadık…

DOSTLARIMIZI UNUTMAYALIM

Oysa eşimizle, dostumuzla irtibatımızı koparmasak, çevremizdeki insanların pozitif enerjisiyle daha güzel günler yaşayabilir, sorunlarla daha kolay başa çıkabilirdik…  Bu duygular içinde yoğrulup dururken, yıllar önce tanıştığımız ve dostluğumuzu, her ne kadar sık sık görüşüp dertleşmesek bile kaybetmediğimiz Mustafa Özgür kardeşimin bir yazısı bana ulaştı… Mustafa kardeşim Mersin’de gazetecilik yaşamını sürdüren bir arkadaşım, dostum… Yeni bir gazete çıkarmaya başladı, “Tanık” adıyla… Ve ilk sayısında yayınlanan yazısıyla bizlere “merhaba” demenin, çevremize, eşimize, dostumuza selam vermenin güzelliğini hatırlattı. Mustafa Özgür’ün bu güzel yazısını okuyalım mı?!..

DOSTLUĞA ATILAN İLK ADIM

“Merhaba...

İnsanın yaşamında en fazla kullandığı kelimedir merhaba...

Günde kaç kez bu sihirli kelimeye başvuruyoruz bilinmez...

Merhaba işe başlamaktır, dostluğa atılan ilk adımdır.

O zaman herkese “merhaba”...

Dostu fazla olanlar, insanlara insan gibi yaklaşıp dost edinenler, bu kelimeyi çok sık kullanırlar...

Merhaba, yüreklerdeki kapının kilididir...

İnsan yüreğine giden yoldaki o büyük muhteşem zırh merhaba kelimesiyle açılır...

Dostluktan nasibini almayanlar bu kelimeyi pek kullanmazlar. Onların yüreğinde dostluğa açılacak bir kapı yoktur. İşte bu nedenle bu kişiler merhaba ile pek barışık değillerdir...

Meslek hayatımda birçok gazetede ‘merhaba’ dedim. Bazılarında sadece bir haberci olarak kaldım, bazılarında ise güncel köşe yazıları yazdım...

‘MERHABA’MIZ İÇTEN VE GÜR OLSUN

Bugün, bu sütunlardan hepinize MERHABA...

Bundan sonra aklımızın erdiği, elimizin bilgisayarların tuşlarına vurabildiği sürece ‘hayata ve olaylara TANIK’ gazetesinde sizlerle olmak için uğraş vereceğim... Dileğim, bu dost merhabasına, yüreğinde sevgi ve dostluğu taşıyanların aynı şekilde karşılık vermeleridir...

Buradan sizlere bir kez daha merhaba...

Merhabanın gür ve içten olduğu ortamlarda hoşça kal demek hüzünlü olur. Ama herkes bilir ki, bir gün ‘hoşça kal’ da denir... Temennimiz hoşça kalın mümkün olduğu kadar uzak, hatta merhaba denilen günün unutulduğu dönemler olsun.

Gazetecilikte köşe yazarlığının en zor yanı merhaba yazısını yazmak, en kötüsü ise hoşça kal demektir.

HOŞÇA KAL’DA HÜZÜN VARDIR

Mesleğimde en zor ve en kötüyü birkaç kez yaşadım.

Yaşamda ise; merhaba dost gönüllerin en kolay kelimesidir... Hoşça kal en zor ve kötü kelimedir.

‘Hoşça kal’da ayrılık vardır, hüzün vardır... Tabi yüreğinde sevgi besleyenlerde...

Bu güzelliği ve hüznü bazı insanlar yaşayamazlar... Yaşamaya da hakları yoktur. Onlar bir topluma girdiğinde ‘merhaba’ diyemedikleri için, çekip giderken ‘hoşça kal’ da diyemezler. Onlar kendi yüreklerine dahi ‘merhaba’ diyemezler, kendi yürekleriyle vedalaşırken hoşça kal dememek için başlarını önlerine eğerler...

Başımızı eğmeden dik, bol merhabalı ve hoşça kal kelimesinin içinde az olduğu bir yaşamda var olmak umuduyla herkese yeniden MERHABA...”

Evet, sevgili dostum ben de sevgili Mustafa Özgür gibi, “Başımızı eğmeden, bol merhabalı” günler diliyorum ve umarım “merhabalar” hayatımızdan hiç eksik olmaz…

‘Merhaba’nın güzelliği ile 2011’i karşılıyor ve yeni yılın tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını, mutlu, barış ve huzur dolu yaşanmasını temenni ediyorum…

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:33:10