Nijerli çocuklar bir

dilim ekmeğe muhtaç!

Sevgili dostum, biliyorsun mübarek Ramazan ayındayız ve bu güzel günlerde hemen her akşam, hemen hemen her yerde iftar davetleri veriliyor. Birçok yere biz de davet ediliyoruz ancak, çalışma şartlarımız nedeniyle çoğuna katılamıyoruz. Bu da dostlarımızı ve bizi üzüyor tabii…

Geçen hafta sonu nihayet bir davete icabet edebildim ve “Gönüllüler” adlı bir derneğin iftarına katıldım. Ağırlıklı olarak Nijer’deki yardıma muhtaç insanlarla ilgilenen dernek, buralara daha çok tıbbi yardım ve malzeme desteğinde bulunuyor…

HER BABAYİĞİDİN HARCI

İnternet ortamında aldığım bir davetle kendilerini tanıma fırsatı buldum. İçlerinde en sık görüştüğüm arkadaşlar Tuğba Aydın, Canan Uslu, Gülay Aydemir oldu. Verdikleri pozitif elektrik ve içten gelen yardımseverlikleri insanı kendine çekiyor. Hiç bir karşılık beklemeden, binlerce kilometre uzaktaki insanlar için çırpınmak, bana sorarsan her babayiğidin harcı değil…

Bu grubun başkanlığını İbrahim Ceylan yapıyor. İbrahim Bey iftar sonrasında birçok açıklamalarda bulundu. Orada yaptıklarını, bugüne kadar kaç seyahat gerçekleştirdiklerini ve bu seyahatlerde kaç kişinin yarasına derman olduklarını dile getirdi.

Öyle basit rahatsızlıklardan, hastalıklardan söz etti ki, sen de duyduğunda, “Yahu arkadaş bu kadarı da olmaz. Bunu anlamak için ille doktor olmak da gerekmez” diye basardın feryadı…

İftar davetinin büyük yükünü omuzlayan Tuğba Aydın’dan aldığım bilgilere göre, Nijerlilere tıbbi yardımın yanı sıra “balık tutmayı öğretmek” için çaba harcıyorlar. Tuğba hanım, “Çünkü” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bu insanlara, hayatlarını sürdürebilmeleri için bir şeyleri kazanmanın yollarını öğretmek zorunda hissettik kendimizi. Mesela bir keçi projemiz var. Eşleri hayatını kaybetmiş, çoluk-çocuk sahibi kadınlara bir erkek, iki dişi keçi veriyoruz. Bu ülkedeki keçiler 6 ayda çift yavru veren hayvanlardır. Hayvanları verdiğimiz kadınlara süt sağmasını, sütten üretilebilecek ürünlerin yapımını da öğretiyoruz. Anneler de aldıkları keçiler sayesinde yaşamlarını sürdürmeyi, kimseye muhtaç olmadan ayakta durmayı öğreniyorlar.”

EKMEK BİLE VEREMEZSİN

Buradan giderken yanlarında daha çok ilaç, göz ve cerrahi ameliyatları için alet, ekipman ve sarf malzemeleri götürdüklerini, kesinlikle yiyecek götürmediklerini dile getirdi İbrahim bey… Ben nedenini merak ederken, o sanki aklımdan geçeni okurcasına açıkladı:

“Çünkü buradan götürdüğümüz yiyeceklerle hayır yapalım derken bu insanlara zarar da verebiliriz. Öncelikle götürebileceğimiz gıda maddesi sınırlıdır, bu da oradaki ihtiyacı karşılamayacağından maazallah kötü olaylar yaşanabilir. İkincisi de, oradaki insanların mideleri sizin götüreceğiniz yiyeceklere alışkın değildir. Tekdüze bir beslenmeleri var. Ayrıca bizdeki gibi bir mutfak gelenekleri de bulunmadığından bizim götürebileceğimiz yiyecekler onların sağlıklarını kaybetmelerine ve çok zor günler geçirmelerine neden olabilir.”

Ne acı bir şey değil mi? Bizim buralarda bir dilim ekmek için her şeyi yapmayı göze alanlar varken, Afrika’nın göbeğindeki Nijer’de vereceğin bir lokma ekmekle onların düzenini bozabiliyorsun… Eminim onlar da vereceğin o bir dilimi yemek, değişik yiyeceklerin tadına bakmak istiyordur… Ama ne yazık ki, onların düzenlerini bozmamak için bu bunu yapamıyorsunuz.

Sen sen ol, oralara yolun düşerse sakın orada yaşayanlara bir dilim ekmek hediye etme…

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:38:30