Düşün
‘Ölüm seni arar oldum nerdesin’
dedi ve aradığına kavuştu…
Sevgili dostum, benim ne kadar halk müziği düşkünü olduğumu bilirsin. Ama Kıvırcık Ali’nin bu türküsünü 15-20 öncesine kadar hiç duymamıştım. İlk kez radyoda dinleyince, hani derler ya, “can evimden vuruldum” adeta… Çünkü her mısrasında, her kelimesinde ben vardım, yaşadıklarım vardı, sıkıntılarım, dertlerim vardı…
Ve dün acı haberi yine gazeteye doğru giderken radyodan aldım. Bu ve bunun gibi birçok muhteşem türkünün sahibi, yorumcusu, o güzel sanatçı sonunda beklediğine kavuşmuştu… Gerçi kötü ve arzulanmayan bir şekildeydi ama neticede “ölüm” ona koşmuştu… Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde de sevgili Kıvırcık Ali’miz, ebedi istirahatgahına yerleştirilmişti…
AYRILIĞI ALTIN TASTA SUNDULAR
“Izdırabı gül suyuna bandılar
Gülüm seni arar oldum nerdesin
Ayrılığı altın tasta sundular
Ölüm seni arar oldum nerdesin”
diyordu bu güzel türküsünde… Sözlerini yadırgayabilirsin, ölüm arzulanır mı diyebilirsin. Böyle bir durum Yaradan’ın emrine karşı gelmek değil midir diyebilirsin… Ama şu anda sokağa çıkıp, önüne gelene içindekileri sorsan, bu türkünün sözlerini anımsatacak kelimelerle karşılaşırsın… Yalan mı sevgili dostum?!..
Bundan önce de birkaç kez dile getirdiğim gibi, “yarınlar daha güzel olacak” diye çırpınıp durduk ama her ne hikmetse, hep “dün”leri arar olduk… Dostlarla bir araya geldiğimizde, “Ahh bizim gençliğimizde” veya “Ben ortaokula, liseye giderken” diye başlayan kelimelerle “dün”de yaşadığımız güzellikleri dile getirmiyor muyuz?!
BU DERTLERDEN BİR KURTULSAM
Hele bir de hayat şartları bizi iyiden iyiye zorladığında, bunalttığında, içinden çıkılamaz hal aldığında, “Keşke Allah canımı alsa da bu dertlerden kurtulsam” dediğimiz olmadı mı?!... Seni bilmem ama bana çok oldu… Çünkü hayatım boyunca hep sıkıntılarla karşılaştım…
Bu güzelim türküde bir de;
“Ömrü sürgün geçenin yurdu yok olur
Elim seni arar oldum nerdesin”
diyor Kıvırcık Ali…
Ne kadar doğru bir söz olduğunun farkında mısın? Yani, “baba toprağını terk eden artık, bıraktığı toprakları unutsun” diyor, unutuyoruz ve “elim”izi, yani toprağımızı, sılayı özleyip duruyoruz ve hep orada yaşadığımız güzel günleri anıyoruz…
“Ardı olmayanın derdi çok olur” diyor bir yerinde de… Yalan mı sevgili dostum, günümüzde artık “dayı”sı olmayanın bırak iş bulmayı, bir lokmayı bile gönül rahatlığıyla yeme şansı giderek azalıyor… Ardın-arkan, dayın yoksa hiçbir işin hallolmuyor ne yazık ki…
Ve türküsünün sonundaki mısra müthiş… Bundan önce birkaç yazımda da dile getirdiğim gibi bir türlü kendimizi anlatamamak üzerine…
NE YAZIK Kİ, KENDİMİZİ ANLATAMADIK
“Kendimi kimseye anlatamadım
Dilim seni arar oldum nerdesin”
Evet sevgili dostum, ne yazık ki, bir türlü kendimizi anlatamıyoruz ve bizi anlamıyorlar diye yakınıyoruz… İşte Kıvırcık Ali, yıllar yılıdır türküleriyle bu topluma hakkı, hakikati, doğruyu, insanlığı, sevginin erdemini anlatmaya çalıştı ama olmadı… Kimse onu anlamak istemedi, o da bu sıkıntısını, çaresizliğini türkülerinin dizelerine döktü.
Ve sonunda “aradığı”na kavuştu, ölüm geldi onu buldu ve ebediyen bu dünyadan alıp götürdü… Bu, yüreği insan sevgisiyle dolu, türküleriyle sevginin erdemini anlatmaya çalışan güzel insan artık birbirinden güzel türküleriyle kalbimizde yaşayacak…
Mekanın cennet olsun Kıvırcık Ali…
Ramazan GÜNTAY
ramazan.guntay@gmail.com
Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:32:52