Düşünürken…

 

Sana kanatlanmak üzereyim

ve yollarım hep sanadır…

 

 

Sevgili dostum, yine uzun süredir sana yazamadım. Yazamadım çünkü, sıkıntı ve dertler bitmek bilmiyor… Maddi ve manevi sıkıntılar beni öylesine bunaltıyor ki, sana anlatamam. Biliyorsun tatil mevsimi ve memlekete gitme zamanı gelince ben bir hoş oluyorum. Çünkü biliyorum ki, beni orada bekleyenler var, benden dua isteyenler var… Ne yazık ki, bu sene gitme şansım çok az, çünkü çocuklarıma birlikte tatil sözü verdim…

 

BELKİ BAYRAMDAN SONRA…

 

Onlar da gelmek istiyor ama ortalığın ne durumda olduğunu biliyorsun, bu yüzden onları götürmeye cesaret edemiyorum. Böyle olunca da benim de gitmem biraz şansa kalıyor. Kim bilir belki, bayramdan sonra bir fırsatını bulursam beni bekleyenleri ziyaret edebilirim…

Evet, sevgili dostum, dediğim gibi sıkıntılar ve sorunlar bitmek bilmiyor. Bazen öyle bir hale geliyor ki insan, her şeye boş verip bir dağın başına çıkmak, kuş sesleri ve rüzgârın esintisiyle baş başa kalmak istiyor… Ama ne yazık ki, onu da yapamıyorsun… Çünkü elin, kolun, ayağın bağlı… Birinden, ikisinden kurtulsan üçüncüsü izin vermiyor…

Sana daha önce de söylemiştim, 58 yıllık yaşamımda hep yarınlar daha iyi olacak diye çırpındım durdum. Ama ne yazık ki, hep dünleri aradım, arıyoruz… Arkamızda bıraktığımız günler kadar güzel günler bizi karşılamadı bu dünyada…

 

ZALİMİZ, ZULÜM GEREKİR…

 

“Nedenini, niçinini bir türlü anlayamadım” diyoruz ama bence bal gibi de biliyoruz… Manevi dünyamızda boş verdiklerimiz bizi zora koşuyor sanırım… Yıllar önce yaşlı bir komşum vardı, Ramazan amcam… Bir gün biz gençler ülkeyi kurtarmak, düze çıkarmak için tartışırken yanımıza geldi ve “Çocuklar boşuna tartışmayın, biz zalimiz bize zulüm gerekir” diyerek içinde bulunduğumuz durumu gayet veciz bir şekilde bize özetlemişti…

Yüce Yaradan da, “Nasılsanız öyle idare olunursunuz” demiyor mu zaten?!.. Demek ki, biz bu yaşadıklarımızı hak ediyoruz. İnşallah en kısa sürede kendimizi düzeltirsek durumumuz da düzelecektir… Ya da bir başka deyişle Yaradan bizi sıkıntıdan sıkıntıya sokuyor ki, üzerimizdeki pislikler dökülsün gitsin ve tertemiz dünyamıza veda edelim…

Evet sevgili dostum, bugün de biraz karışık ve insanın iç dünyasını karartacak kelimeler döküldü dilimden…

 

MENZİLİM SANADIR…

 

Affet beni ne olur… Çünkü senden başka içimi dökeceğim kimsem yok…

Beni anlayan ve dinleyen bir tek sen varsın…

Sana Adanalı bir hemşerim, Gül Seçkin’in satırlarıyla veda etmek istiyorum:

“Hadi sevgili... Benim için memleketinden güneşler topla heybene... Biraz da delice esen rüzgârlardan doldur... Bana gelirken toz toprak koksun yüreğin... Ellerin ise huzur... Şimdi seni bekliyorum aynı gökyüzünün altında. Sana kanatlanmak üzereyim... Yollarım sana… Menzilim sanadır... Nefesindeki hayatla soluklandığım saklı sevdam, hep bir elif miktarı... Gülümse ne olur...”

 

Ramazan GÜNTAY

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:40:04