Düşünürken…

 

Şimdi birlik ve

beraberlik zamanı…

 

 

Sevgili dostum, bu sütunlardan bugüne kadar hep sevginin, dostluğun, saygının erdeminden, bir ve beraber olmanın öneminden bahsedip durdum. Bu topraklar üzerinde yaşayan çeşitli ırk, din ve mezhepten milyonlarca insan yüzyıllar boyunca birlik ve beraberlik içinde yaşadı. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan milliyetçilik akımları ne yazık ki, bu birlik ve beraberliği bozmaya başladı.

Bugünlerde süre gelen “demokratik açılım” tartışmaları ayrışmaları yine gündeme getirdi. Doğrusu ben anlamıyorum, bizi nasıl ayrıştıracaklar, nasıl bölecekler? Et ve tırnak misali olmuş insanları birbirinden ayırmak kolay mı? Sokaktaki insana sorarsan karşısındakinin Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Rum olduğunun çok da önemli olmadığını göreceksin. Ama ne yazık ki, birlik ve beraberlik çağrısı yapması gereken siyasi önderlerin bir kısmı ayrışmayı körüklüyor.

 

Alternatif düşünce de yok

 

Onlara “Peki kardeşim bu akan kanı durdurmak için senin önerin nedir? Bu topraklar üzerinde yaşayanlar arasında birlik ve beraberliği sağlayacak projen var mı” diye sorsan buna da bir cevapları yok. Hele bir siyasi parti lideri var ki, Allah düşman başına vermesin. Yıllar önce kendi partisinin hazırladığı bir raporu bile inkâr ediyor. Gel de buna dayan…

Türkiye’nin gündemi bu tartışmalarla çalkalanırken, internet ortamında dolaşan bir yazı karşısında sabrı taşan bir okuyucum, bir dostum, bir kardeşim de duygularını dile getirmek için almış kalemi eline ve duygularını satırlara dökmüş. Ben yazımın bundan sonrasını onun satırlarına terk ediyorum. Okuyunca sen de diyeceksin ki, “Evet arkadaş bu satırların altına ben de imzamı atarım.” İşte o satırlar:

“Bugünlerde mail olarak ortalarda pervasızca dolaşan ve altında (Aman ha olabildiğince fazla kişiye gönderin) ibareli bir yazı çok dikkatimi çekti. İçeriğinde Kürt halkına akıl almaz hakaretler dolu, “Kürtler bu memlekete ne verdi” başlıklı bir yazı… Evet aslında 84’lerde bölücü terör örgütüyle başlayıp son yıllarca iyice körüklenmiş Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayanların ve tabii ki, çoğunluğunun Kürt olduğu bir halkın vatanı bölme, yeni bir ülke kurma, yeni bayrak edinme; kısacası Misak-ı Milli sınırlarını ortadan kaldırma mücadelesi görünmekte. Batıdan bakış bu şekilde. Evet, at gözlüğüyle bakıldığında böyle.

 

Cahil kitlelerle aynı safta

 

Geleyim asıl dikkatimi çeken konuya. Yazımın başında belirttiğim yazı, bir gazete yazarı olduğu iddia edilen ve adı yazılı bir gazetecinin yazısı. Bence bu kişi, yıllardır gerek korkuyla, gerek maddi kıskaçla, gerekse tatlı vaatlerle kandırılmış cahil kitleler ile aynı safta. Çünkü bu işin mimarı bunca yıldır o veya bu şekilde çeşitli ikilemler yaratarak vatanımızı bölmeye çalışan İtilaf Devletleri ve onların Ortadoğu jandarması Amerika. Bir tarafta halkı kandırıyor, diğer taraftan ise, sözüm ona taraftarı gazetecilere bu işi körüklettiriyor. Yahu kardeşim, sen nasıl tecrübesiz, cahil bir adamsın ki, yıllardır sağ-sol, Alevi-Sünni, gerilla-kontrgerilla v.b. birçok oyuna alet edilmiş halkımın (ki benim halkım Kürt’tür, Laz’dır, Çerkez’dir, Alevi’dir, Sünni’dir, Ermeni’dir, Süryani’dir, Türk’tür, Müslüman’dır ki ayrım yapan herkes de vatan hainidir) bugün içinde bulunduğu ve taraftar topladığı bu vahim duruma çözüm üretecek yaklaşımları yazmaktansa, asıl suçluları deşifre etmektense, sanki bütün Kürtler bölücüymüş gibi insanları daha da azdırıyorsun.

 

Çanakkale’de şehit düşmediler mi?

 

Be izan yoksunu, bu ülkeye ne yaptın dediğin halkın dedeleri Çanakkale’de savaşmadı mı? Oralarda şehit düşmedi mi? Milli Mücadele’de vatan sathının müdafaası için savaşmadı mı? Bu salakça propagandanın kurbanı olmuş binlerce kişi cahil de, sen de mi cahilsin? Türkiye Cumhuriyeti ordusunda görevli nice subaylar Kürt değil mi? Yine kendi doğduğu, büyüdüğü topraklarda bu deli bozması talep için gazi olan, şehit olan Kürt gençleri yok mu? Nikahını kıyan memur Kürt değil mi? Hastalandığında kapısını aşındırdığın doktor Kürt değil mi? Sen kimsin ki, dış mihrakların oyununa çanak tutuyorsun. Kürt halkına seslenerek bu hakaret dolu yazılarınla kime hizmet ettiğini sanıyorsun? Kimi koruyorsun? Bütün kalbimle inanıyorum ki, bugün Kürt olup da bu memleketin başına gelecek en ufak tehditte kendini feda edecek milyonlarca vatandaşımız var.

 

Ne mutlu Türküm diyene

 

Eğer sen insanlara, kitlelere yön veren bir iş yapıyorsan, eğer sen gazeteci isen, şunu yap; de ki, ‘bu ülkedeki bütün Kürtler bölücü mü? Hepiniz PKK’lı mısınız? Çıkın meydanlara ellerinizde Türk bayraklarıyla, Atatürk posterleriyle, vatan bütündür bölünemez’ diye bağırın. İnanıyorum ki, bu işin çığırtkanlığını yapanlardan daha çok, daha büyük kitlelerle karşılaşacaksın…

Bizi, bize düşürenlere verilecek en güzel cevap olacaktır bu. İnan terör örgütünün siyasi kanadını assan bu kadar yararlı bir iş yapmış olmazsın. Atamızdan öğrendiğimiz en yüce değerlerden biri, milletin yüce iradesidir. Ve bu oyun yine yüce Türk milletinin kendi iradesiyle bozulacaktır. Biz yıllardır, biz olarak, Kürt olarak, Zaza olarak, Çerkez olarak, Boşnak olarak, Pomak olarak, Laz olarak ve adını telaffuz edemediğim daha birçok ırk olarak ne dedik: Ne Mutlu Türküm Diyene!...”

İşte sevgili dostum, adı bende saklı olan arkadaşımız yazdığı satırlar. Ben de can-ü gönülden bu düşüncelere katılıyorum. Sende katılıyorsun değil mi?!..

 

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:52:40