Düşün

Trafik felç, insanlar

sinir küpüne dönüyor!

Dünyanın en güzel coğrafyasına sahip bir kentte yaşıyoruz. Bir zamanlar uğruna milyonlarca insanın can verdiği, en büyük savaşlara ve büyük aşklara sahne olmuş İstanbul burası. Bizim yaşımızdakilerin, güzel günlerini hatırlayıp birbirine hatırlattığı bu güzelim şehir, ne yazık ki, gün geçtikçe bir ıstırap kaynağına dönüşmekte.

Önlenemeyen göç yüzünden dağ-taş ev doldu. Siyasiler ve yerel yönetimler ne yazık ki, bir oy uğruna kaçak yapılaşmaya göz yumdu ve şehir kilitlendi. Bir zamanlar Almanya’ya gittiğimde dayımın evindeki tuvalette taharet musluğu olmadığını gördüğümde kendisine çıkışmıştım. Dayım, “Ben buraya bir musluk takarsam hayatta bir daha kimse bana ev kiralamaz. Bunun için belediyeden izin almam lazım, o da vermiyor” demişti.

BELEDİYE YASAĞI 3 GÜN

Bizde ise, belediyenin yasakları ile imar kanunları hak getire… Boşuna dememişler, “Bizde belediye yasağı üç gün sürer” diye… Ben de dâhil olmak üzere içinde oturduğumuz evlerde istediğimiz düzenlemeyi yapıyoruz, yaptık. Şükür ben kentin alt yapısını zora sokacak bir şey yapmadım. Arabam sokak trafiğini engellemesin diye bahçemin bir kısmını da garaja çevirdim. Ancak diğer caddeler ve sokaklar adeta otoparka dönüştü.

Geçen haftalarda trafikteki kural tanımazlığımızı dile getirmiştim. Aynı alışkanlığımız ne yazık ki, araç parkı konusunda da var. Çok uzağa gitmeyelim, oturduğum mahalleyi size anlatayım. Beykoz’un çok güzel bir mahallesidir Kavacık… Ne yazık ki, semti boydan boya geçen Otağtepe Caddesi tam bir otopark. Evimin önünden geçen Kürşat Caddesi de öyle… Otağtepe’den bizim caddeye girmek istediğim çoğu zaman bunu başaramayıp sokak aralarından dolaşarak evime gidebiliyorum.

OTAĞTEPE CADDESİ FELÇ

Caddenin iki yanına park eden düşüncesiz araç sahipleri, ortaya bir aracın bile geçemeyeceği kadar bir yol bırakıyorlar. Hele Otağtepe Caddesi çok işlek bir cadde olmasına rağmen, ne yazık ki, trafik bazen dakikalarca kilitleniyor. Üstelik bu cadde üzerinde bir de karakol var. Sanırım polis arkadaşlarımız artık araç sahipleriyle başa çıkamadıkları için ses çıkarmıyorlar.

Hoş bu işten kim sorumlu onu da bilmiyorum. Belediye mi, polis mi sorumlu? Hangisi olursa olsun belediye zabıtaları da sık sık geçiyor oradan ama onlar da seslerini çıkarmıyorlar.

Hadi iki yana park ettiniz, bazı densizler de ikinci sıra park yapıp trafiği içinden çıkılmaz hale getiriyorlar.

YÖNETİCİLERİMİZ UYUYOR MU?

Bu durum, Çengelköy’den Beykoz’a kadar olan mıntıkada köprüden karşıya geçmeye çalışanları da zor durumda bırakıyor. Hele ki, Otağtepe Caddesi’nin devamından Rüzgarlıbahçe’ye giden yolda da aynı sıkıntı yaşanıyor.

Bu kentin yöneticilerine rica ediyorum…

Bu trafik işkencesine artık bir son verilsin… İşimize kısa zamanda gitmemizi sağlayacak, trafikte saatlerce oyalanmadan yuvamıza dönebileceğimiz bir trafik akışı sağlansın…

Kendini bilmezlerin olur olmaz yerlere araçlarını park etmelerinin de önüne geçilsin…

Bu kadarcık bir şeyi yapmak çok mu zor Allah aşkına?!..

Kent yöneticilerimiz ve belediyemiz bundan aciz mi?!..

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:36:02