Düşün

 

Bu ülkeyi, bu milleti bölmeye

hiç kimsenin gücü yetmez…

 

Sevgili dostum, şu son zamanlarda yazmakta zorlanıyorum. Hem kendimin, hem ailemin sağlık problemleri, hem de son aylarda ülke gündemini oldukça hareketlendiren gelişmeler yüzünden elim kaleme gitmez oldu. İnsanın yüreğine kan ağlatana olayların ardından yaşananlar ise, inan ki, beni adeta sevinç gözyaşlarına boğdu…

Biliyorsun Doğu ve Güneydoğu’daki terör olaylarında onlarca gencimiz şehit olurken, onlarca ocağa ateş düşerken insan huzur içinde olamıyor. Hele Çukurca’daki olaydan sonra şehitlerimizin hayatlarından kesitler gazete sayfalarında yer alınca inan ki, gözyaşlarıma engel olamadım. Onların içinden iki tanesi beni çok hüzünlendirdi. İkisi de çobanlıkla yaşamlarını sürdürüyordu. Biri, babasıyla birlikte koyun güderek 5 kardeşine ve ailesine bakmaya çalışırken, biri de yine onun gibi koyun güderek annesine ve dedesine bakıyordu. Şimdi ikisi de yok… İkisi de bu ülkeyi, bu milleti bölmeye, birbirine düşman yapmaya çalışan hainlerin kurşunlarına hedef olarak terk-i dünya ettiler, şahadet şerbetini içtiler…

 

VAN VE GERÇEKLER

 

Henüz bunların acısı yüreğimizde tazeliğini korurken bu kez de bir doğal afet yüreklerimizi dağladı. Van’da meydana gelen 7.2’lik deprem ülkeyi derinden sarstı. Duyulur duyulmaz yurdun dört bir yanından insanlarımız hemen kolları sıvadı, depremzede vatandaşlarımıza yardım yağdırmaya başladı. Kimi gıda, giyim ve çeşitli malzemeler olarak, kimi cebindeki parasıyla, kimi de bedeniyle yardıma koştu…

Sonra biliyorsun televizyonlar devreye girdi… Önce Samanyolu TV, daha sonra 16 yayın kuruluşunun yaptığı ortak programla toplam 130 milyon liraya yakın yardım toplandı. Kızılay’a yapılan bağışlar, Başbakanlık’ın öncülüğünü yaptığı yardım kampanyası ve birçok resmi-özel kuruluşun kampanyası da cabası… Sanırım toplanan yardımlarla Van’ın yarası sarılır… Arada bazı densizlerin ettiği laflar hem birçok kişiyi üzdü, hem de büyük tepkilere neden oldu. Herkes, mesela Müge Anlı gibi düşünenlere lanetler yağdırdı.

 

YAŞANANLAR SEVİNDİRDİ

 

Bütün bunlar yaşanırken, televizyonlardan, gazetelerden bize ulaşan haberler, eskilerin tabiriyle, “yüreğimin yağını eritti.” Bunları görünce kendi kendime, “Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, bu milleti, bu ülkeyi bölmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Binlerce yıldır bunu denediler, hala da deniyorlar ama başaramadılar ve başaramayacaklar” dedim…

Düşünebiliyor musun, henüz hayatlarının baharını bile yaşayamadan lösemi hastası olan minicik çocuklar, kendilerine bayram için verilen giysileri, Van’daki depremzedelere bağışlıyor ve her biri ceplerindeki “BİR” liralarını da bunlara ekliyor…

Depremin ne olduğunu bilen ve yaşayan Sakaryalı bir başka vatandaşımız, eline geçirdiği tüm giysileri Van’a gönderiyor ve bir montun içine de telefon numarasını yazdığı kâğıdı koyarak, “Her neye ihtiyacın olursa beni ara” diyor… Ve o telefon numarasına bir mesaj geliyor, “Senin gönderdiğin montla ısınıyorum. Eğer bir gün sen de düşersen, sana söz, yardımına koşacağım” diye…

İşte bu yaşananları görünce, okuyunca, duyunca diyorum ki;

BU MİLLETİ BÖLMEYE HİÇKİMSENİN GÜCÜ YETMEZ…

 

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

Yayın Tarihi: 2011-10-31 03:29:55