Gel de bu ülkede kahrolma…

Minicik bir yavrumuz okula gidiyor, derslerini takip ediyor. Zil çalınca da evine gitmek için yola çıkıyor ve minibüs altında kalarak can veriyor.

Sonra raporlar ve incelemeler birbirini takip ediyor ve o minicik bedenin “açlık”tan takatsiz kaldığı ortaya çıkıyor. Çarpan şoför ise, suçsuz bulunup tahliye ediliyor.

O kızın ailesinin yaşadığı eve günlerdir ekmek girmediği, o minicik bedendeki organların 6 kişiye hayat verdiğini öğrendiğimde kahroluyorum…

Bu sadece bir örnek…

Bunun gibi onlarca, yüzlerce, belki binlerce örnek var…

Gururlu bir millet olduğumuz için ortaya çıkıp da “Arkadaş benim karnım aç, beni doyurun” diye haykıramıyoruz…

Ya ne yapıyoruz?!..

 

‘Ey Azrail al artık bu canı’

 

Ya bir minibüsün altında can veriyoruz, ya açlıktan bizi kimsenin görmediği, göremeyeceği bir köşeye çekilip ölümü bekliyoruz. Hatta ölümü arzuluyoruz, “Ey Azrail gel bu canı al da artık ızdırap çekmesin, sağa-sola, dosta-düşmana rezil olmasın” diye yakarıyoruz…

Dünya moda merkezlerinden satın aldıkları birbirinden güzel kıyafetleri giyip, son model neredeyse trilyon arabalarıyla Ankara’da bir o yana, bir bu yana koşturup duran ve “Millet için çalışıyor” diyenler ise, bunları görmezden geliyor…

Onlara sorarsan ortalık güllük gülistanlık…

Can sıkacak, kahrolacak hiçbir şey yok…

Dünya krizden nefes alamazken, ekonomimiz gayet iyi gidiyor…

İyi de arkadaş madem öyle…

Niye insanlar “iş” diye sokaklarda dolaşıp duruyor…

Başını gazete ilanlarından kaldırmıyor…

Neredeyse ilkokula giden çocuğunu okuldan alıp çalıştırmanın yollarını arıyor…

Yokluk ve çaresizlik insanları öyle bir hale getirdi ki, “elimin emeği olsun” diyen milyonlarca insan “sudan ucuz” ücretler karşılığında ne iş olsa koşuyor…

 

Asgari ücret, açlık sınırının altında

 

Devletin resmi kurumları, yoksulluk sınırını 2 bin 377 YTL 30 YKr, açlık sınırını 729 YTL 83 YKr olarak açıklıyor ama…

Ama o sınırların altında yaşayan bu insanların, kendi açıkladıkları rakamın yarısından daha azına çile doldurduğunu bilmiyor mu?!

Bence biliyor…

Ama bildiği halde bu gariban insanın “asgari ücretini” (net rakam olarak) 457 YTL diye açıklıyor. Sonra da birbirleriyle tartışıyorlar, önümüzdeki yıl yüzde 4’mü, yüzde 5’mi zam yapalım diye…

Ey ulu Allah’ım…

Hadi bunların yürekleri taşlaşmış…

Peki, hiç mi yüzleri kızarmıyor bunu teklif ederken…

Böyle olunca da “Türkiye ekonomisine yön vermekle” övünen, “kendileri olmazsa ülke ekonomisinin çökeceğini” kasıla kasıla anlatan o ünlü ve büyük iş adamlarımız, karın tokluğuna diyemeyeceğim çünkü ondan da az bir ücretle adam çalıştırmaya utanmıyor…

 

Keşke köle olarak yaşasaydım

 

İnsanlar o hale geldi ki, binlerce, yüzlerce yıl önce uygulanan “köle” düzenini özler oldu…

“Köle olsaydım hiç olmazsa başımı sokacak bir dam altı, karnımı doyuracak ekmeği düşünmezdim” diyecek hale geldi…

Haksızlar mı?!..

Bana sorarsanız yerden göğe kadar haklılar…

Ey sevgili halkım, bundan biz utanmayalım…

Bizi bu halde yaşamak zorunda bırakanlar utansınlar…

Tabii utanacak yüzleri varsa…

Hoş onun da olduğunu sanmıyorum ya…



 

Ramazan GÜNTAY

ramazan.guntay@gmail.com

 

Yayın Tarihi: 2011-03-20 16:06:35