‘Artık bilmek değil
üretmek daha önemli’

 

hürriyetport/PAZAR- Hayat bazen insanları ummadık bir yaşamın kucağını atıyor. Tam ben şu işi yapacağım derken bir de bakıyorsunuz Türkiye’nin en çok sevilen, en çok konuşulan dizilerinin yaratıcısı olmuşsunuz. İşte, gençlere “Bilen değil, yapabilen olun” nasihatinde bulunan Birol Güven… “Ayrılsakta Beraberiz”, “Çocuklar Duymasın”, “Papatyam”, “Arka Sıradakiler” ve daha sırasını bekleyen nice dizilere hayat veren adam…

İngilizce öğretmeni iken birden hem yapımcı hem senarist sıfatına erişmeniz nasıl oldu?
Turizmciydim ve küçük öyküler yazıyordum. Bir gün Gani Müjde ile tanıştım, yazar ekibine katıldım. Yazar olarak tek başıma iş bulamadığım için kendime iş vermek amacıyla yapımcı oldum.


AKILLI İNSANLARLA ÇALIŞTIM

“Ayrılsakta Beraberiz”le başlayan “Papatyam”a kadar uzanan başarı öykünüzü biraz anlatır mısınız?
Mutluluk veren neşeli işler yapmak için kendimden akıllı insanlarla çalıştım ve hep beraber çok güzel projeler gerçekleştirdik.

Reyting canavarı sizin için uygun bir kelime ne dersiniz? Bir dizinin başarılı olacağını tahmin yeteneğiniz çok kuvvetli galiba?
Reyting canavarı benim kullandığım ve sevdiğim bir kelime değildir. Reyting adalet demektir.  Sadece başarılıları ve iyilerin kaldığı adil bir yöntemdir. Asıl tartışılması gereken reytingin diğer alanlarda olmamasıdır. Mesela neden doktorların, mühendislerin, mimarların, siyasilerin reyting karneleri yoktur? Neden onların bazıları kötü olduğu halde işlerini kaybetmezler?

Bir döneme “Çocuklar Duymasın”la resmen damga vurdunuz. Pekiyi neden 7 sene ara verme ihtiyacı duydunuz? Pekâlâ devam edebilirdiniz de…
Star’daydık. Yönetime TMSF el koymuştu. Hiç beklemediğimiz sıkıntılar yaşadık ve ben o dönemde senaryo yazacak durumda değildim.

RİSK VE BAŞARI KARDEŞTİR

Çocuklar Duymasın”ı yeniden hayata döndürürken çekinceleriniz oldu mu? Tabiri caizse köprünün altından çok sular geçti, başroldeki oyuncuların hayatlarında meydana gelen bazı çalkantıların diziye olumsuz yansıyacağı konusunda sıkıntı yaşadınız mı?
Tabii ki riskliydi ama risk ve başarı kardeştir. Bir de Türkiye de başarısız olmak riskli değildir asıl risk başarılı olmaktır.

Çok fazla görülmeyen bir olayı gene “Çocuklar Duymasın”la yaşattınız. Dizi başlamadan 1-1,5 ay evvel kısa kısa bölümleri medyaya servis ettiniz, bu verilen uzun aradan sonra haklın nabzını yoklama gibi miydi?
Televizyonda sürprize karşıyımdır. TV seyircisi ne seyredeceğini önceden bilmek ister ve şaşırmaktan hoşlanmaz. Kanal izin verse ve yayınlanma imkânı olsa her bölüm için 5–6 dakikalık fragmanlar yapmak isterim. Temel meseleyi dizi başlamadan önce izleyicinin bilmesinden yanayımdır.

Sizin sayenizde şöhreti yakalayan kişiler çok oldu. İyi ki keşfetmişim dedikleriniz kimler?
Hiç kimseyi meşhur ettiğimi ya da keşfettiğimi düşünmüyorum. Sadece vesile olmuşumdur. Onların hayat senaryolarında, o noktalara gelmek zaten vardı ben sadece aracı olmuşumdur.

EGOLARI İYİ YÖNETMELİSİNİZ

Ben pek sizin gibi düşünmüyorum ya neyse… Pekiyi sizin tabirinizle vesile olduğunuz kişiler içinde çalışması en zor olanlar kimler?
Dünyada sadece iki sorun vardır; 1 kendi egonuz 2 diğerlerinin egosu. İyi yönetemezseniz ikisi de başınıza bela olur. Bizim sektör egoların maksimum olduğu bir sektördür. Herkes takdir edilmek ister ve elde edilen başarının kendisine ait olduğunu düşünür. İşte bütün bunları yönetmek gerçekten çok zordur.

Türkiye de dizilerin ortalama yayın saati nerede ise 1,5 saati buluyor. Senaryo aşamasında tıkanıp kaldığınız, “nasıl yapacağız, nasıl yetişecek” stresleriniz oluyor mu?
Ü
zerinizdeki reyting baskısı ya da daha geniş kapsamıyla o büyük rekabet zihninizi açar, hiç sorun olmaz.

BİLİNEN BİR KARAKTERLE BAŞLAMALI

Ben olsam bu şartlarda kesin ülser olurdum… Vallahi size bravo! Biri bitmeden yenisi başlıyor… Mesela “Arka Sıralardakiler” dizisi kazan doğurdu misali öğretmen Kemal’i doğurdu… Fikir babası kim?
Fikir Amerikan. Orada bu tarz projelere spin-off diyorlar. Bu büyük rekabet içinde bilinen bir karakterle başlamanın bizi bir adım önde başlatacağını düşünüyorum. Sıfırdan bir marka yaratmak nispeten daha zor artık. Kemal’i tekrar odak noktasına koyarsanız seyirci ne seyredeceğini bilir ve fazla çaba harcamadan temel meseleyi kavrar. Bu TV’de çok önemli bir parametredir.

Bir cast oluştururken nelere önem verirsiniz? Tanınmış olması mı lazım, yoksa çok yetenekli mi?
Büyük isim kullanmak işinizi kolaylaştırır, ama bana en çok haz veren isimsiz iyi oyuncuların büyük star olma sürecidir. Yani biz bir kartopu yapalım, o çığ olsun isterim.

Sizin bir de oyuncu akademiniz var biraz ondan da bahsedelim…
Üsküdar ve Kocaeli’nde iki tane okulumuz ve çok yetenekli öğrencilerimiz var. Okulun kapısı herkese açık, sadece oyunculuğu hobi olarak yapmak isteyenlerle meslek olarak seçmek isteyenleri birbirinden ayırıyoruz. Meslek olarak seçeceklere farklı yaklaşıyoruz ama hiç bir öğrenciyi reddetmemeye çalışıyoruz. Şu an “Kemal Öğretmen”, “Arka Sıradakiler”, “Papatyam” ve “Çocuklar Duymasın” dizilerimizde bizim okulda eğitim görmüş çok sayıda genç oyuncu oynuyor. Kendi öğrencilerimize kendi projelerimizde öncelik veriyoruz.

Birazda gelelim sosyal hayata… Görüntü olarak çok şen-şakrak bir kişiliğe sahip gibisiniz… Gerçek Birol Güven nasıl desem?
“Bir kadını kuaförden önce ve sonra gör ama kuaförde asla görme” derler. Beni de senaryo yazmadan önce ve sonra gör ama yazarken asla görme. Yanıma yaklaşma... Uzak dur…

BİLGİ ARTIK DEĞERLİ DEĞİL

Aman aman böyle iyi senaryo zamanına denk gelmeyelim gözüm korktu. Bir an durun hemen havayı değiştirelim. Çarşı desem?
Beşiktaş’tan sonra evet. Önce Beşiktaş.

Siz şimdi bir yıldız avcısınız ya arada oluyor mu eş-dosttan “ya bizim bir yeğen var onu da bir yıldız yapıversen” diyen?
Olmaz olur mu?

Son olarak gençler, hatta ruhu genç olanlar çalsınlar mı kapınızı? Var mı onlara bir nasihatiniz?
Bilgi artık çok bol ve çok kolay ulaşılan bir şey. Bir tuşla her türlü bilgiye ulaşmak mümkün. Bilgi eskisi kadar değerli değil. Artık üretkenlik daha önemli... Kısaca genç arkadaşlarımıza benim önerim şudur; “Bilen değil, yapabilen olun…”

Evet, artık vedalaşma vakti, Birol beyi yeni senaryoları ile baş başa bırakıp bu keyifli sohbet için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Funda ERKOÇ – HURRİYETPORT

Yayın Tarihi: 2011-03-20 15:37:21