‘Bayağılığı bir kenara bırakıp, asil bir
Toplum olduğumuzu hatırlamalıyız’
Hurriyetport- Selim Güneş’in yönettiği Hakan Yılmaz, Sinem İslamoğlu, Gürsan Piri Onurlu ile Kaya Akkaya’nın oynadığı Karbeyaz, Kasım 2010’da Ağustos Film tarafından vizyona çıkarılıyor. Bu yepyeni dumanı üstünde tüten Karbeyaz filmi vizyonu bekleye dursun biz başrol oyuncularından Gürsan Piri Onurlu’yu bir mercek altına alıp kimdir, necidir? Hedefleri, idealleri nelerdir hürriyetport okuyucuları ile paylaşalım dedik ve Gürsan beyin kapısını çaldık. İlk anda ismi soyadı ile başlı başına bir karizma yaratmış diye düşünürken kendisini görünce bazen isim ve soyadların insanları görmeden de onların hakkında ayna olduğuna karar verdim.
Karşımda Ayhan Işık, Ediz Hun, Tarık Akan gibi duayenleri aratmayacak bir duruşta gerçek bir jön var.
Söze hemen klasikleşmiş biraz kendinizi tanıdır mısınızla başlamak caiz olmuş soralım bakalım neler diyecek.
Funda Erkoç
Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Gürsan Piri Onurlu: 1977 İzmir doğumluyum. Önce Çamlaraltı Koleji’nde okudum, sonra DEÜ Sahne Sanatları Opera Bölümü, ardından İzmir Devlet Opera ve Balesi’nde okurken solistlik yapmaya başladım. Mersin Operası ile İstanbul Festivali’nde AKM Büyük Sahne’de şarkı söyleyince yuvamın kesinlikle bu sahne olduğunu hissettim ve İstanbul’a taşındım.
Taşındınız iyi ettiniz de ne oldu o yuva öyle?
GPO: Beceriksiz yöneticilerin ve yetersiz bürokratların mezarı oldu. Ne oldu bilemiyorum, dönemin yetkilileri kanal kanal gezip, yok ısıtmasıydı, yok merdiven altı sahnesiydi diyerek kendi elleriyle teslim etti. Şimdi niye TV’leri dolaşıp haklarını aramıyorlar? Konunun uzmanı değilim ama zaten ön görülen fiyata AKM nin 4/1’ini ancak yaparlardı onu da yapamadılar .

Bir şey sorabilir miyim?
GPO: Buyrun
Fiyat neydi çok merak ettim?
GPO: 100 milyon dolar gibi bir rakam…
Az mı buldunuz yani?(gülüşmeler)
GPO: Bakın okuyucularınızı sıkmak istemem fakat opera binaları dekor depolama ve her akşam farklı dekor, farklı oyun yapabilme becerileri ile sınıflandırılırlar. AKM, A sınıf bir opera binasıdır. Bırakın yenisini yapmayı, internete girin ve Royal Opera House (Londra) binasının yaptığı yenileme maliyetlerine bakın, bunlar google kullanmayı bilen, biraz İngilizcesi olan herkes tarafından kolayca bulunabilir. Ayrıca yeni yapılan opera binaları da var. Mesela İspanya’da AKM gibi A katagoride değil, B kategoride 2006’da inşa edilen opera binasına bakın ne kadara yapılmış. Merak eden bir baksın….

Yöneticiler bakmamış, araştırmamış diyorsunuz yani?
GPO: Bu soruyu kendilerine yöneltmeniz daha doğru olur. Tabii çelik gibi sinirlere sahipseniz. Bu konuda sinirlenmeden konuşamıyorum, tabi söylenecek çok şey var .
Sadece AKM meselesi değil, mesele sistemin değişmesinde. Başka bir zaman da onları konuşuruz.
Bir sor bin işit bu olsa gerek neyse relax olalım sinir yapmayın (gülüşmeler)
GPO: Kendi düşen ağlamaz.
Peki oyunculuğa gelelim…
GPO: Oyunculuk lisede başladığım birşeydi. Opera sonradan oldu. Sadece dinleyiciydim, tiyatro okumak istiyordum fakat, konservatuardaki arkadaşlarım bir gün Sevda Aydan’ın odasına attılar beni… Her şey orada oluverdi. 2004 yılında operadan ayrılıp tekrar tiyatro yapmaya başladım. Bunu televizyon izledi, diziler ve reklamlar. En sonunda da sinema filmi .
Sanat bir aşktır derler? Sizin aşkınız nasıl başladı?
GPO: Resimle başladı aslında, sonra tiyatro için seçmeler yapılıyordu lisede, arkadaşlarımla ben de girdim… O zaman bu zamandır böyle gidiyor işte…

‘Yağmur Zamanı’, ‘Binbir Gece’, ‘Yol Arkadaşım’ dizilerinde rol aldınız. Sizce televizyon oyunculuğu bir amaç mı, yoksa bir araç mı?
Garip bir soru oldu doğrusu. Hiç düşünmedim yani. Ama şunu söyleyebilirim: Türkiye’deki dizi işi sektör olamadığı için sıkıntılı. Ben bu tip işlerde prova sürecinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Değil prova, senaryo bile son anda geliyor çoğu zaman… Çok hoşlanmadığımı söyleyebilirim. Zaten artık görüşmelere gitmiyorum. Benimle gerçekten çalışmak isteyen olursa onunla görüşüyorum. Oldu bitti işler beni sıkıyor.
Peki reklam?
GPO: Reklam çekmeye bayılıyorum sevdiğim bir iş. Başı belli sonu belli. Ve yaratıcı tabii ki.
Sinema?
GPO: Tam benlik, çok sevdim. Bunda yapımcının ve yönetmenin, aslında bütün ekibin payı var. Hepsine tek tek teşekkür ediyorum. ‘Kar Beyaz’ adı gibi bir film… Artvin çevresinde çektik. Çoğu gün sabah 4’te kalkıp akşama kadar, bazı günler gece yarılarına kadar çalıştık. Dış mekan çekimleri çoktu. Soğuk, kar, o kadar işini seven bir ekiple yaptık ki, inanın şans bu, kimse gık demedi. İnsan ne iş yapıyorsa yapsın işini sevmeli, tutkuyla bağlı olmalı.

Filmden konuşalım mı biraz?
GPO: Sabahattin Ali hikaye sahibi. Hikayenin asıl adı ‘Ayran’. Bir cocuğun bir günü.
Babası duvara slogan yazdığı için hapiste. Anne para kazanmak için kasabada kaymakamın yatalak annesine bakıyor. Sabah uyanıyor, ekmek kalmamış kardeşlerinin karnını doyuruyor ve ayran satmak için o soğukta yola düşüyor. 70’li yıllar, bir çocuk, insan ve doğayla mücadele… Etkileyici bir film oldu diye tahmin ediyorum. Yönetmen koltuğunda Selim Güneş, bir fotoğraf sanatçısı. Ehh daha merak edenler internette arasın ‘Kar Beyaz’ filmini…
Google sağ olsun diyorsunuz yani ( gülüşmeler)
Konuyla alakalı değil ve biraz eski olmakla beraber bir şey sorabilirmiyim? Bir sanatçı gözüyle neler düşündüğünüzü merak ettim de!
GPO: Sormayın desem birşey değişecek mi?
Hayır…
GPO: Buyrun o zaman(gülüşmeler)
Fazıl Say’ın son dönemdeki çıkışları hakkında ne düşünüyorsunuz?
GPO: Fazıl Say’ın bir çıkışı olduğunu düşünmüyorum, önce onu söylemeliyim. Fazıl Say her zaman oradaydı bu bir. Kendisi dünyanın sayılı piyanistlerinden biri, besteci aynı zamanda. Kendi adı ile festivali olan bir kişiden bahsediyoruz. Her üreten sanatçı gibi düşünüyor ama üstün körü değil detaylı ve kaygılanıyor bence. Benim anlamadığım, insanların kendilerini soyan, onurlarını kıran, bunu yaparken hiç yüzü kızarmayan insanlara senelerce destek olurken, (bunu söylerken 10 seneden bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın 50 sene belki) bu günlere getirmeleri ve Fazıl Say gibi küçük parmağı saniyenin 6/1 bir sürede tuşu ıska geçerse utancından belki gecelerce uyuyamayacak bir sanat adamının sözlerine bunca tepki vermesi. Arabesk bir toplum olduk… Yalan mı yani kültürümüz değişti, ruhumuz değişti… Bu sadece müzikle ilintili değil, bundan utanmayan, bu ülkeye en büyük zararı verendir. Bayağılığı bırakıp asil bir toplum olduğumuzu hatırlamamız gerek bence…

Her sanatcının kendine örnek aldığı birileri vardır derler sizin için öyle biri var mı?
GPO: Daha perşembe günü toprağa verdiğimiz Alpay İzbırak. Benim için çok önemli özellikleri bir arada barındıran bir insandı. Çok iyi bir insandı en başta. İşini tutkuyla, aşkla seviyordu, ama insanlığını unutmadan… En önemli nokta bu bence... Ve pek tabii ki muhteşem bir aktör, akıl hocası ve ağabeydi. Nur içinde yatsın...
Başınız sağolsun…
GPO: Teşekkür ederim
Okuyucularımıza söyleyeceğiniz son bir şeyler var mı?
GPO: Aaa bu kadar mı? Sadece 2 saattir konuşuyoruz…(gülüşmeler) Var tabii... Herkese sağlıklı, mutlu ve hayırlı bir Ramazan ayı diliyorum...
Teşekkür ederiz.
Funda Erkoç/ hurriyetport.com
Yorum yazın
Yorumunuzun yanında gösterilir.
Gizli tutulacaktır.
Eğer bir siteniz varsa, buradan link verin.