‘Yemekteyiz’ yarışmasından
Güllüoğlu baklavalarının sultanı geçti

Hürriyetport/ÖZEL- Show TV ekranlarında devam eden “Yemekteyiz” diye bir program var biliyorsunuz! Kimi zaman nimete laf ediliyor diye eleştirdiğimiz, kimi zaman, aman ya nereden buluyorlar bu kadar farklı karakteri diye hayıflandığımız bu yarışma, kimi zaman bize o kadar ilginç, özel ve bir o kadarda meziyetleri yüksek kişileri tanıma fırsatı veriyor ki, belki de o yüzden bu kadar zamandır devam eden tek yemek yarışması...

Geçenlerde ekranı açtığımda müthiş bir kişilikle karşılaştım. Karşımda Türk baklavasının sultanı Neşe Güllüoğlu duruyordu… Hem de durmak ne kelime tam bir hanımefendilik, özgüven, yetenek ve almış olduğu kültür ile harmanladığı yemek sanatını icra ediyordu… Bütün yarışma boyunca sadece yemek değildi olay çok zorlu şartlar altında bile insanın kendini nasıl geliştirebileceği, hayalleri, hedefleri peşinde koşarak başarıya nasıl erişebileceğinin hikâyesiydi onun ki!

Aklımdan, gönlümden birçok soru geçiyordu onu izlerken, kendisini aradım ve bütün bu soruların cevaplarını tek tek aldım ve sizleri de baklavanın sultanı Neşe hanımla tanıştırmayı istedim…

Neşe hanım karşımda, sanki kırk yıl olmuş tanışalı… Daha kahvemizi bile içmedik ki, kırk yıllık hatırımız olsun… Fakat o son derece pozitif, neşeli, güler yüzlü, kamera önünde nasılsa arkasında da aynı… Ama o çok farklı sıcacık ve içte o yüzden hiç yabancılık çekmeden hemen sohbete dalıyoruz…

PEK ÇOK KIZIMIZA ÖRNEK

Sizin ki çok farklı bir hayat hikâyesi Anadolu’dan çıkıp gelen bir bayanın azim ve başarısını içinde bulunduran bir hikâye ve belki de pek çok kız çocuğuna örnek olacak bir hikâye… İsterseniz nasıl başladı her şey önce onu anlatmakla başlayalım…

Hala Anadolu’muz da bazı yerlerde kız çocuklarının ikinci plana atılma durumu benim gençliğimde ki Gaziantep’te de oluyordu… Ama ben çok ileri görüşlü bir kızdım hatta rahmetli babamın karşısına oturup olur ya evlensem eşime bir şey olsa ya da hiç evlenemezsem o zaman ben hayatımı nasıl devam ettireceğim dediğim de; babam kardeşlerin sana bakar demişti… O lafını hiç unutamam tabiî ki bakar ama bir yere kadar bakabilir o yüzden ben mutlaka bir şeyler yapmalıyım diyordum. Bütün bu düşünceler içindeyken bir gün erkek kardeşimin biri ile İstanbul’a gezmeye geldiğimizde ona aklımda ki düşünceyi açtım. Babam hep yasaklar koyduğu için kardeşimden yardım istedim… Olgunlaşma enstitüsünün sınavına girmek istiyorum gizli tutar mısın dedim.

İyi cesaret hemen gidip babaya söyleme riski var…

Sağ olsun kardeşim bana bu konuda destek verdi o desteği asla unutamam… Aslında benim önüme bu tür engelleri koyan amcamdır.

Nasıl yani?

 Babamın aklına girip benim okumamı hep engellemek istedi. Aslında babam o kadar katı değildi ama onun sözünden de çıkamadı sonradan ne kadar pişman olduğunu yıllar sonra dile getirdi. Keşke sana engel olmasaydım şimdi çok farklı bir yerde olabilirdin dedi… Kardeşimin desteği ile ben gizli saklı bir şekilde imtihanlara girip en yüksek puanla kazandım okulu sonra görüşmeye çağrıldım. Görüşme sırasında bir hocanın dikkatini çektim çok yönlü bir öğrenci bu ben almak istiyorum dedi. Ben o hocamdan çok şey öğrendim nezaketi, giyinmeyi, konuşmayı hepsini öğreten oydu… Allah uzun ömür versin Necla Barlas hocama hala da görüşürüz kendisiyle… Olgunlaşmayı başarı ile bitirdim ardından evlilik geldi…

ANNEM KARŞI ÇIKTI

Eşinizle tanışmanız nasıl oldu…

Benim ideallerimi gerçekleştirebilmem için mutlaka Antep dışından biri ile evlenmem lazımdı. O sıralarda eşimle tanıştım ve evlenmeye karar verdim ve bu doğru karardı benim için…



Pekiyi aileniz karşı çıkmadı mı? Anadolu da köklü aileler kolay kolay dışarıya kız vermezler bildiğim kadar her şey aile içinde kalsın diye…

Annem karşı çıktı tabi ki ancak Antep’te yaşarsanız veririz dediler. Kırmadı o da geldi Antep’e bir yıl kadar yaşadıktan sonra adapte olamadı eşim ve İstanbul yolu gözüktü bize… Sen nerede istersen ben oradayım dedim ve fikirlerimi üretkenliğimi hayata geçirebileceğim İstanbul ‘a yerleştik…

Eşiniz sizin bu idealleriniz başarma azminiz karşısında nasıl bir tavır aldı…

Sağ olsun bana çok destek verdi! Aldığım bütün eğitimlerin hepsinde eşimin rolü vardır…


Bu arada çocuklarda oldu tabi biraz onlardan bahsedelim mi?

2 tane evladım oldu onları kendim yetiştirmek istedim anneanne babaanne ile büyütüp farklı terbiyeler almalarını istemedim hatta o dönemde Vakko’dan stilistlik teklifi bile gelmişti ,sırf çocuklarımın terbiyeli şımarmadan yetişmesi için bazı şeylerden feragat ettim çokta iyi etmişim pırıl pırıl iki evladım oldu .

OYUNCULUK EĞİTİM ALDIM

Ama içinizdeki yapmak istediklerinize çocuklar çokta fazla engel teşkil etmediler ki bugünlere geldiniz…

Tabi ki onlar biraz toparlanıp kendileri bilmeye başladığı anda ben daha neler yapabilirim sorusunu sormaya başladım kendime stilistlik, modelistlik estetisyenlik falan derken arkadaşlarımın teşviki ile oyunculuk eğitimi de almaya başladım hem de Türkiye’nin en iyilerinden MÜJDAT GEZEN beyefendiden…


Çok ilginç iki çocuktan sonra başkası olsa artık yeter derdi evimin kadını olayım tarzı düşünürdü siz hala ideallerinizin peşinden gidiyorsunuz hayran kaldım…

Öğrenme aşkım hiç bitmedi ve bitmeyecek hep güzel şeyleri insanlarla paylaşmak istedim. Müjdat hocayı arayıp not bıraktım sekreterine ve Müjdat Bey bana dönüş yaptı benim kim olduğumu bile bilmeden bana özel kontenjandan yer açıp okulunda eğitim almam için fırsat tanıdı…


MÜKEMMELLİYETÇİLİK VAR BENDE…

Demek sizde bir ışık görmüş bu kesin…

Her işte başarılı olmak isterim bir işi en layığı ile yapmak isterim biraz mükemmelliyetçilik var bende… Orada da elimden gelenin en iyisini vermek istedim. Hiç unutmam sahneye bir oyun koymamızı istemişti kendimiz yazıp oynayacağımız bende daha yeniyim okulda neler yapabilirim diye düşünürken toplumsal mesaj verecek bir anne ve 8 çocuğu ile ilgili bir oyun yazıp oynadım. Müjdat hoca çok beğendi ufak tefek hataları dile getirip beni alkışlattı o an kendimi ona tanıttım hani telefonda konuşup bana kontenjan açıp bakalım yeteneğini sahnede görelim dediğiniz kişiyim dedim işte o an tekrar beni alkışlatması yok mu unutulmaz o…


Hep güzel sanatlardan bahsettik birde iş kadını Neşe Güllüoğlu var baba mesleği baklavacılığa başlamanız ve şu anda Güllüoğlu baklavalarının tek kadın temsilcisi olarak bu işi sürme serüveninize gelelim…

Evlendikten sonra hiçbir zaman babamdan herhangi bir yardım istemedim. Eşim çok iyi yerlerde iyi işler yaptı ama eninde sonunda emekli oluyor insan! İstanbul gibi bir yerde, üniversitede okuyan 2 çocuk ve bunların masrafları ağırlaşmaya başlayınca artık benim de çalışma vaktimin geldiğini düşündüm ve babamı aradım. “Baba vicdanının sesini dinle sen amcamın sözüne prim verip beni yüksek okullarda okutmadın, ben bugün okusaydım çok farklı bir mevkide olacaktım ama sen ve amcam mani oldunuz. Şimdi sen bana bu mesleği yapmama izin veriyor musun” dedim. “Veriyorum” dedi ve bana hisse verdi… Babam hayatta iken İstanbul’daki dükkânımı açtım. Aslında İstanbul’da ilk dükkânı babam açacaktı, teklif ona gelmişti ama babam, amcamı yollayıp “Sen git aç bu dükkânı, ben de arkadan gelirim” diyor! Amcam sonradan babamı istemedi yanında… Babamın tek arzusu vardı adını İstanbul’da tabelalara yazdırmaktı ve ben bunu başardım. İçinde kalan bu ukdeyi yerine getirdim. Babam vefat edince karşıma dikilip sen bu ismi kullanamazsın dediler, uzun mücadelelerden sonra kanun bana bu ismi verdi ve Neşe Güllüoğlu bugünlere geldi… Sağ olsunlar şimdi kimsenin sesini çıkardığı yok, çünkü hak ettiğimi aldım…

11 YILDIR AYAKTAYIM

Bu rekabet ortamında sıkıntılar yaşadınız mı?

2000 senesinde başladım bu işe! Yıl 2011 oldu, hala ayaktayım… Tabi ilk başlarda kadın olduğum için nasılsa bu baklavadan anlamaz diye malzeme konusunda falan sıkıntı yaşatanlar oldu ama unutulmasın ben iyi bir gurmeyim! İşi biliyorum malzeme ve işçiliğin en kalitelisini kullanırım hijyene çok dikkate ederim ve bugünkü sonuç 6 dükkândan oluşan bir zincir bu benim için yeterli çok büyüme taraftarı da değilim kaliteden ödün vermemek için az ve öz olunması gerek…


Son günlerin tartışılan ürünü glikoz şurubu hakkında ne diyeceksiniz?

Ben asla kullanmam tasvip etmem de zaten insan yerken anlar boğazda yanma yapar glikoz şurubu ile yapılan besinler ayrıca yanmış yağları da asla kullanmam insan sağlığı açısında son derece zararlı… Ben dürüst çalışıyorum sonuçta yaptıklarımızla çıkacağız Allahın karşısına… Kendimin yemediği bir şeyi asla müşterilerime satmam…

MEDYA BENİ YEMEKLE TANIDI

Yakın bir zamanda sizi yemekteyiz de izledik! Biraz riskli bir yarışma bu kadar hünere sahip olup sonun kazanamamakta vardı gene zoru başarmak hedefe kilitlenmek ve zafer sanırım bu konuda söylenecek en güzel sözler ne dersiniz…

Medya beni yemekle tanıdı zaten eğitimini aldığım bir konu ve yemek kültürü ile daha ufacıkken anneannemin Gaziantep’te konağımızda büyük kalabalıklara açtığı o muhteşem sofraların sayesinde tanıştım. Bütün yılların birikimi belli bir tecrübeyi getiriyor beni aslında şeflerle yarıştırmak istediler ama ben gençlerin önünü tıkamak istemedim onlarında mutlaka yapacağı çok güzel şeyler vardır zaten izlediğim kadarıyla çokta başarılı oluyorlar… Yarışma arkadaşlarımı sevdim inanıyorum benden mutlaka bir şeyler aldılar öğrendiler onlara anne şefkati ile yaklaştım yarıştığım içinde hiç pişman olmadım farklı karakterlerde güzel insanlarla 5 günümü geçirdim ve kendimden mesajları izleyenlere ulaştırdığımı düşünüyorum…


Ben şapkalarınıza ve tablolarınıza hayran kalmıştım…

Teşekkür ederim… TV8’e program yaparken ilk kez kullanmıştım! İnanır mısınız şimdi pazarlarda satılıyormuş benim o şapkalarım Neşe Güllüoğlu şapkaları bunlar diye çok hoş…
Bunlar çok maliyet isteyen şeyler değil ben çok az paraya çok güzel şeylerde ortaya çıkarabilirim, bu arada hanımlara tavsiyem dolaplarında siyah, lacivert ve kahverengi bir elbiseleri olsun değişik aksesuarlar ile tamamladıklarında o 3 elbise inanamayacağınız kadar çoğalır… Tablolarıma gelince 3 boyutlu eserler onlar büyük emek var. Kişisel sergilerim oldu yakın bir zamanda bir sergi daha açmayı istiyorum…

BALO KIYAFETİYLE GELİYORLAR

Dikişi giyinmeyi iyi bilen biri olarak yemekteyiz yarışmasındaki hanımların kritiğini yapsak neler dersiniz?

Bu bana yarışma içinde de soruldu nasıl buldunuz kıyafetleri diye tabi herkesin kendi zevki ama bir akşam yemeği içi n giyilen kıyafetler çok abartılır… Balo ya da kokteyl kıyafeti ile geliyor çoğu hanım yarışmaya!


Yarışma boyunca sizi üzecek şeyler oldu mu?

Benim en rahatsız olduğum konu yemeğin içeriği hakkında tam bilgi sahibi olmadan konuşmak için konuşanlardır eleştiriler olacak ama bilerek eleştirmek lazım zaten gerisi birazda Show sonuçta bir TV programı… Bazen yolda çevirip o bonus saçlı çocuk sizi çok üzdü falan diyorlar gülüyorum aslında çok iyi bir çocuk o hala arar sorar anneciğim nasılsın diye…

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim eviniz harikulade kesin sizin eliniz değmiş…

Güzel sanatlara düşkün bir anne, inşaat mühendisi bir baba ve iç mimar bir kızın üçlemesinde bu ev ortaya çıktı. Yılların birikimi emeği ile oluşan bir şey Allah herkese nasip etsin inşallah…

Neşe Güllüoğlu foto galerisi için resime tıklayınız!


YEMEK KİTABIM HAZIR

Son olarak! Görsel sanatların hepsinde maşallahınız var ayrıca yemek konusunda ki hünerinizde zaten yemekteyiz programında alınan birincilikle tescillendi! Ekran da sizi seviyor bu güne kadar birçok TV programında da başarılı bir şekilde yer aldınız… Şimdiki hedefleriniz neler?

Şu an geleneksel Türk mutfağının en güzel yemeklerini derlediğim yemek kitabıma son şekilleri veriyorum en güzel tatları bir araya getirdiğim bu kitapla birlikte televizyonda hanımlara yönelik onların hem mutfak hem de el becerilerini geliştirebilecek bir program projem var… VE bütün bunların dışında da en çok başarılı olduğum yemek konusunda bir kurs açmayı yeni nesillere yemek ve onun püf noktaları konusunda eğitimler vermeyi istiyorum…
Bu kadar pozitif yaşam enerjisi tavan yapmış bir insanla yapılan sohbetin tadı damaklarda kalıyor kahveler içiliyor bu arada kırk yılın hatırı da tamamlandığına göre artık bu güzel sohbet için kendisine teşekkür ederek veda etme zamanı geldi! Bütün güzelliklerin yanında olması dileklerimle Neşe Güllüoğlu’nun yanından ayrılıyorum…

Not: röportajın bitimindeki videoyu izlemenizi tavsiye ederim fonda çalan şarkının sözü Neşe Güllüoğlu’na bestesi Erol Güngör’e aittir…

Funda ERKOÇ


Yayın Tarihi: 2012-03-19 11:42:06